Usages of almak
Sen marketten meyve ve sebze alıyorsun.
You are buying fruit and vegetables from the market.
O et almıyor, çünkü balık seviyor.
He is not buying meat because he likes fish.
Ben dizüstü bilgisayar alacağım, çünkü eskisi kırıldı.
I will buy a laptop because the old one is broken.
Ben yeni kitap alacağım, ama çekiniyorum.
I will buy a new book, but I hesitate.
Ben yiyecek alıyorum.
I am buying food.
Ben sinemaya bilet alıyorum.
I am buying a ticket for the cinema.
Ben ceket dikmek istiyorum, bu yüzden kumaş alıyorum.
I want to sew a jacket, therefore I am buying fabric.
Ben cüzdan alıyorum.
I am buying a wallet.
Kardeşim ayakkabı alırken rahat bir model seçmeyi tercih ediyor.
My sibling prefers to choose a comfortable model when buying shoes.
Geçen hafta marketten meyve aldım.
I bought fruit from the market last week.
Ben marketten bolca meyve alıyorum.
I am buying lots of fruit from the market.
Bugün pastaneden leziz poğaçalar aldım, çünkü sabah kahvaltısını seviyorum.
(English: “Today I bought delicious pastries from the pastry shop because I love breakfast.”)
Sabah ateşim yükseldi, bu yüzden eczaneye gidip ilaç aldım.
(English: “My fever rose this morning, so I went to the pharmacy to buy medicine.”)
Yeni diş macunu aldım; bu macunla dişleri fırçalamak ağzımı ferah hissettiriyor.
(English: “I bought a new toothpaste; brushing my teeth with this paste makes my mouth feel fresh.”)
Ekip marketten meyve alıyor.
The team is buying fruit from the market.
İndirim zamanlarında ara sıra gereksiz şeyler alıyorum, sonra geri vermek zorunda kalıyorum.
During discount times, I sometimes buy unnecessary things, then I have to return them.
Ben yanlışlıkla çok ekmek alıyorum.
I am accidentally buying too much bread.
Ali, marketten taze ekmek alıyor.
Ali is buying fresh bread from the market.
Siz haftasonu marketten taze meyve alıyorsunuz.
You are buying fresh fruit from the market on the weekend.
Ben belirlenen fiyata ekmek alıyorum.
I am buying bread at the set price.
Ben dükkânda taze meyve alıyorum.
I am buying fresh fruit in the shop.
Odam, yeni aldığım lambalar sayesinde parlak ve çekici bir aydınlığa kavuştu.
My room achieved a bright and attractive illumination thanks to the new lamps I bought.
Ben kırmızı ceket almak için para harcayacağım.
I will spend money to buy a red jacket.
İthalat artıyor çünkü ülkemiz daha fazla meyve alıyor.
Import is increasing because our country is buying more fruit.
Liman yakınında taze deniz ürünleri aldım.
I bought fresh seafood near the port.
Yeni bir zarf aldım.
I bought a new envelope.
Yeni aldığım masa, son derece işlevsel tasarlandı.
The new desk I bought was designed to be extremely functional.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.