Lesson 16

QuestionAnswer
sincere
samimi
the conversation
sohbet
Today we had a very sincere conversation.
Bugün çok samimi bir sohbet yaşadık.
My friends’ sincere words make me happy.
Arkadaşlarımın samimi sözleri beni mutlu ediyor.
officially
resmen
to wish
dilemek
I wish for a happy future.
Ben mutlu bir gelecek dilerim.
to be able to come
gelebilmek
I wake up early tomorrow to be able to come to school.
Ben yarın okula gelebilmek için erken kalkıyorum.
Our new cafe officially opened; now you can come whenever you like.
Yeni kafemiz resmen açıldı, artık dilediğin zaman gelebilirsin.
the principal
müdür
to announce
duyurmak
The school is announcing the new plan.
Okul yeni planı duyuruyor.
The school principal officially announced the new rules.
Okul müdürü, yeni kuralları resmen duyurdu.
a moment ago
biraz önce
the secret
sır
Keeping a secret is difficult.
Sır saklamak zor.
to whisper
fısıldamak
My sibling wanted to whisper a secret to me a moment ago, but I couldn’t hear.
Kardeşim biraz önce bana bir sır fısıldamak istedi, ama ben duyamadım.
us
bizi
He is waiting for us in the park.
O, bizi parkta bekliyor.
It’s easier to whisper in a quiet environment; otherwise, people might hear us.
Sessiz ortamda fısıldamak daha kolaydır, yoksa insanlar bizi işitebilir.
successful
başarılı
I am successful.
Ben başarılıyım.
to become arrogant
kibirlenmek
When I succeed, I am filled with pride, but I always try not to become arrogant.
Başarılı olduğumda beni gurur kaplıyor, ama asla kibirlenmemeye çalışıyorum.
too much
aşırı
the pride
gurur
I feel pride.
Ben gurur duyuyorum.
to isolate
yalnızlaştırmak
I do not want to isolate my friends.
Ben arkadaşlarımı yalnızlaştırmak istemiyorum.
Feeling pride is nice, but too much pride can isolate a person.
Gurur duymak güzeldir, fakat aşırı gurur insanı yalnızlaştırabilir.
behind
arka
I am running behind the house.
Ben evin arkasında koşuyorum.
the courtyard
avlu
to exist
var
to grow
yetiştirmek
I am growing fruit in the garden.
Bahçede meyve yetiştiriyorum.
There is a small courtyard behind the house; I grow flowers there.
Evin arkasında küçük bir avlu var, orada çiçek yetiştiriyorum.
to chat
sohbet etmek
My sibling and I are chatting in the garden.
Ben ve kardeşim bahçede sohbet ediyoruz.
spring
bahar
Spring flowers are fresh.
Bahar çiçekleri taze.
ideal
ideal
the choice
seçim
Sitting in the courtyard and chatting with friends is an ideal choice for spring evenings.
Arkadaşlarla avluya oturup sohbet etmek, bahar akşamları için ideal bir seçimdir.
favorite
en sevdiğim
the mug
kupa
from
-den
I came from home.
Ben evden geldim.
This mug is my favorite mug; drinking hot tea from it relaxes me.
Bu kupa benim en sevdiğim kupam, içinden sıcak çay içmek beni rahatlatıyor.
the tournament
turnuva
The tournament starts today.
Turnuva bugün başlıyor.
first
birinci
the team
takım
The team is playing together.
Takım birlikte oynuyor.
the trophy
kupa
A big trophy was given to the team that came first in the tournament.
Turnuvada birinci olan takıma büyük bir kupa verildi.
to come out
çıkmak
the smoke
duman
Smoke is coming from the mountain.
Dağdan duman geliyor.
entire
bütün
to cover
kaplamak
The paint covers the wall.
Boya duvarı kaplıyor.
The smoke from the fire covered the entire street.
Yangından çıkan duman, bütün sokağı kapladı.
to be disturbed
rahatsız olmak
When I was disturbed by the smell of smoke, I immediately opened the windows.
Duman kokusundan rahatsız olunca hemen pencereleri açtım.
the printer
yazıcı
The printer is working.
Yazıcı çalışıyor.
the button
tuş
to press
basmak
I press the button.
Ben tuşa basıyorum.
the paper
kağıt
I am writing on paper.
Ben kağıda yazıyorum.
to jam
sıkışmak
Pressing the button on the printer can sometimes be troublesome because the paper jams.
Yazıcıdaki tuşa basmak bazen sıkıntılı olabiliyor, çünkü kağıt sıkışıyor.
to push
itmek
I am pushing the door.
Ben kapıyı itiyorum.
Instead of pressing the door roughly, it’s better to push it gently.
Kapıya sertçe basmak yerine nazikçe itmek daha iyi olur.
to suffice
yetmek
Time is enough.
Zaman yetiyor.
to grasp
kavramak
It’s not enough to read the information; one must also grasp the main idea.
Bilgileri okumak yetmez, ana fikri kavramak da gerekir.
math
matematik
The math exam is easy.
Matematik sınav kolay.
fully
tamamen
I will talk to the teacher again to fully grasp this math problem.
Bu matematik sorusunu tamamen kavramak için öğretmenle tekrar konuşacağım.
because of
yüzünden
The trip was canceled because of the rain.
Yağmur yüzünden gezi iptal oldu.
to sweat
terlemek
right away
hemen
the shower
duş
I am taking a shower.
Ben duş alıyorum.
I sweated a lot because of the hot weather; I want to take a shower right away.
Sıcak hava yüzünden çok terledim, hemen duş almak istiyorum.
the run
koşu
Running is beneficial.
Koşu faydalı.
excessive
fazla
uncomfortable
rahatsız edici
Excessive sweating while running can sometimes be uncomfortable.
Koşu yaparken fazla terlemek bazen rahatsız edici olabilir.
to get bored
sıkılmak
Some people get bored quickly while working; in that case, short breaks are helpful.
Bazı insanlar çalışırken çabuk sıkılır, bu durumda küçük molalar faydalı olur.
the discussion
tartışma
The discussion started.
Tartışma başladı.
to liven up
canlandırmak
Instead of getting bored during long classes, students can liven up the topic by doing group discussions.
Öğrenciler, uzun derslerde sıkılmak yerine grup tartışmaları yaparak konuyu canlandırabilir.
the wedding
düğün
Everyone is smiling at the wedding.
Düğünde herkes gülüyor.
the invitation
davetiye
to arrive
ulaşmak
There is a wedding this weekend; the invitation just arrived in my hands.
Hafta sonu düğün var, davetiye elime yeni ulaştı.
the preparation
hazırlık
to realize
anlamak
When I read the invitation, I realized I needed to start preparations.
Davetiyeyi okuyunca hazırlıklara başlamam gerektiğini anladım.
accidentally
yanlışlıkla
to hurt
incitmek
apology
özür
I accidentally hurt my sibling, so I immediately sent him an apology message.
Kardeşimi yanlışlıkla incittim, ona hemen özür mesajı gönderdim.
the contact
temas
Contact is important.
Temas önemli.
Words can sometimes hurt more than physical contact, so we should speak carefully.
Sözcükler bazen fiziksel temastan daha çok incitebilir, bu yüzden dikkatli konuşmalıyız.
the job
pleased
memnun
I am pleased.
Ben memnunum.
working
çalışma
cheerful
güleryüzlü
filled
dolu
I am very pleased with my new job; the working environment is truly filled with cheerful people.
Yeni işimden çok memnunum, çalışma ortamı gerçekten güleryüzlü insanlarla dolu.
the boss
patron
The boss is speaking in the meeting.
Patron toplantıda konuşuyor.
the employee
çalışan
The employee is using a laptop.
Çalışan dizüstü bilgisayar kullanıyor.
satisfied
memnun
My friend is satisfied with his new house.
Arkadaşım yeni evinden memnun.
the approach
yaklaşım
The approach is important.
Yaklaşım önemli.
to display
sergilemek
I am displaying the books at home.
Ben evimde kitapları sergiliyorum.
My boss acts sincerely and displays a cheerful approach so that employees are satisfied.
Patronum, çalışanların memnun olması için samimi davranıyor ve güleryüzlü bir yaklaşım sergiliyor.
the bond
bağ
to continue
sürmek
I hope my bond with my family continues forever.
Ailemle olan bağımın ilelebet sürmesini umuyorum.
the memory
anı
forever
ilelebet
I will love you forever.
Ben seni ilelebet seveceğim.
I want to keep these memories forever.
Bu anıları ilelebet saklamak istiyorum.
to handle
halletmek
almost
neredeyse
The film is almost finished.
Film neredeyse bitti.
impossible
imkansız
I thought I would handle this immediately, but it seems almost impossible.
Bunu hemen halledeceğimi sanıyordum, ama neredeyse imkansız görünüyor.
to seem
gözükmek
the determination
kararlılık
Determination is important.
Kararlılık önemlidir.
to solve
çözmek
I am solving the problem.
Ben sorunu çözüyorum.
Situations that seem impossible can sometimes be solved with determination.
İmkansız gibi gözüken durumlar, bazen kararlılıkla çözülebilir.
to jog
koşu yapmak
Jogging in the mornings is an ideal exercise for me.
Koşu yapmak sabahları benim için ideal bir egzersizdir.
the intention
niyet
Learning from your mistakes is a good intention for a better future.
Hatalarından ders almak, daha iyi bir gelecek için iyi bir niyettir.
I have the intention to finish this task on time, but I might still need help.
Bu görevi zamanında bitirme niyetim var, ama yine de yardıma ihtiyacım olabilir.
the bird
kuş
to catch
yakalamak
to succeed
başarmak
I worked hard and succeeded on the exam.
Ben çok çalıştım ve sınavı başardım.
The cat ran to catch a bird on the street, but it didn’t succeed.
Kedi sokakta bir kuşu yakalamak için koştu, ama başaramadı.
I need to walk fast to catch the bus.
Otobüsü yakalamak için hızlı adımlarla yürümem gerekiyor.
currently
şu anda
I am currently working on a new project; this project is very important to me.
Ben şu anda yeni bir proje üzerinde çalışmaktayım, bu proje benim için çok önemli.
us
biz
My friend, however, is preparing food in the kitchen; he will join us in a moment.
Arkadaşım ise mutfakta yemek hazırlamaktadır, birazdan bize katılacak.
formal
resmi
to be heard
duyulmak
to appear
çıkmak
This “makta” suffix used to be heard in formal speeches, but it can also appear in everyday language.
Bu “makta” eki, resmi konuşmalarda duyulmaktaydı, ama günlük dilde de karşımıza çıkabiliyor.
to do
etmek
I am having a conversation with my friend.
Ben arkadaşım ile sohbet ediyorum.
when
-ince
When one becomes arrogant, he loses his friends.
Kibirlenince, arkadaşlarını kaybeder.
the competition
yarışma
The competition is fun.
Yarışma eğlenceli.
I came first in the competition.
Ben yarışmada birinci oldum.
the outcome
sonuç
Preparation is difficult, but the outcome is good.
Hazırlık zor, ama sonuç güzel.
too much
çok
I am accidentally buying too much bread.
Ben yanlışlıkla çok ekmek alıyorum.
strong
güçlü
The dog is strong.
Köpek güçlü.
The bond is strong.
Bağ güçlü.
the heart
kalp
The heart is beating fast.
Kalp hızlı atıyor.
in
-de
Beautiful music is heard in the city.
Şehirde güzel müzik duyuluyor.
hidden
saklı
The memory is hidden in my heart.
Anı kalbimde saklı.
vacation
tatil
The vacation house is very quiet.
Tatil evi çok sessiz.
I am handling my vacation plan.
Ben tatil planını hallediyorum.
to fly
uçmak
The small bird flies fast.
Küçük kuş hızlı uçuyor.
The bird is flying in the sky.
Kuş gökyüzünde uçuyor.
to stop
dinmek
When the rain stops, the dog goes outside.
Yağmur dinince, köpek dışarı çıkar.
in
-da
The students are studying at school.
Öğrenciler okulda ders çalışıyor.
The key is hidden on the table.
Anahtar masada saklı.
on
-da
The car is on the road.
Araba yolda.
My favorite book is on the table.
En sevdiğim kitap masada.
full
dolu
The room is full.
Oda dolu.
The mug is full.
Kupa dolu.