Lesson 19

QuestionAnswer
thanks to
-sayesinde
I am learning Turkish thanks to the teacher.
Ben öğretmen sayesinde Türkçe öğreniyorum.
to reinforce
pekiştirmek
I study every day because I reinforce what I have learned.
Ben her gün ders çalışıyorum, çünkü öğrendiğim bilgileri pekiştiriyorum.
Thanks to experimental methods, I can reinforce the knowledge I've learned better.
Deneysel yöntemler sayesinde, öğrendiğim bilgileri daha iyi pekiştirebiliyorum.
the study
çalışma
the finding
bulgu
The finding is interesting.
Bulgu ilginç.
Scientists obtained new findings by conducting experimental studies.
Bilim insanları, deneysel çalışmalar yaparak yeni bulgular elde ettiler.
to capture
çekmek
the image
görüntü
The image is beautiful.
Görüntü güzel.
sharp
keskin
The images I captured with my digital camera are very sharp.
Dijital fotoğraf makinesi ile çektiğim görüntüler çok keskin.
the application
uygulama
to handle
halledebilmek
Thanks to digital applications, I can handle all my tasks more quickly.
Dijital uygulamalar sayesinde her işimi daha hızlı halledebiliyorum.
to make easier
kolaylaştırmak
Using a computer makes learning easier.
Bilgisayar kullanmak, öğrenmeyi kolaylaştırıyor.
This new application is making my study process easier.
Bu yeni uygulama, ders çalışma sürecimi kolaylaştırıyor.
mobile
mobil
I am using a mobile phone.
Ben mobil telefon kullanıyorum.
to check
kontrol etmek
I am checking my car.
Ben arabamı kontrol ediyorum.
the email
e-posta
I am sending an email.
Ben e-posta gönderiyorum.
Every morning, I check the mobile application and read my emails.
Her sabah mobil uygulamayı kontrol edip e-postalarımı okuyorum.
certificate
sertifika
Last year, I attended a certificate program and received a certificate.
Geçen yıl bir sertifika programına katıldım ve sertifika aldım.
at
-de
Having a certificate at my workplace brings me new opportunities.
İş yerimde sertifika sahibi olmak, bana yeni fırsatlar getiriyor.
the neighborhood
mahalle
I am walking in the neighborhood.
Ben mahallede yürüyorum.
to make a difference
fark yaratmak
I want to make a difference with this project.
Ben bu projeyle fark yaratmak istiyorum.
to aim
hedeflemek
This small venture aims to make a difference in the neighborhood.
Bu küçük girişim, mahallede fark yaratmayı hedefliyor.
He also wants to start his own venture.
O da kendi girişimini başlatmak istiyor.
to begin
başlatmak
The teacher began the discussion by offering new suggestions to the class.
Öğretmen, sınıfa yeni öneriler sunarak tartışmayı başlattı.
useful
yararlı
Reading books is useful.
Kitap okumak yararlı.
My friend's suggestion was very useful for developing our project.
Arkadaşımın önerisi, projemizi geliştirmek için çok yararlı oldu.
to wonder
merak etmek
I want to evaluate this report because I am curious about the results.
Bu raporu değerlendirmek istiyorum çünkü sonuçları merak ediyorum.
the evaluation
değerlendirme
I am doing an evaluation after the exam.
Sınav sonrası değerlendirme yapıyorum.
Students are listening carefully to the teacher's evaluations.
Öğrenciler, öğretmenin değerlendirmelerini dikkatle dinliyor.
throughout the day
gün boyu
My communication with my family motivates me throughout the day.
Ailemle olan iletişimim, gün boyu beni motive ediyor.
to establish
kurmak
I am establishing a business.
Ben iş kuruyorum.
to empower
güçlendirmek
This communication I establish with my friends always empowers me.
Arkadaşlarımla kurduğum bu iletişim, beni her zaman güçlendiriyor.
to accelerate
hızlandırmak
the technique
teknik
I am playing football and learning a new technique.
Ben futbol oynuyorum ve yeni teknik öğreniyorum.
I am using new techniques in the project that I want to accelerate.
Hızlandırmak istediğim projede yeni teknikler kullanıyorum.
I wake up early in the morning to accelerate my training program.
Antrenman programımı hızlandırmak için sabah erken kalkıyorum.
the ancestor
ata
The ancestor is important.
Ata önemli.
the legacy
miras
to preserve
korumak
It is our responsibility to preserve the legacy inherited from our ancestors.
Atalarımızdan kalan mirası korumak bizim sorumluluğumuzdur.
art
sanat
famous
ünlü
The famous writer is writing a book.
Ünlü yazar kitap yazıyor.
the painter
ressam
The art gallery exhibits the legacy of famous painters.
Sanat galerisi, ünlü ressamların mirasını sergiliyor.
undoubtedly
şüphesiz
the production
yapım
Film production is continuing.
Film yapım devam ediyor.
from
-lardan
I got tea from friends.
Arkadaşlardan çay aldım.
Undoubtedly, this film is one of the most impressive productions.
Şüphesiz, bu film en etkileyici yapımlardan biridir.
the mark
not
Students undoubtedly believe that they will get high marks on the exam.
Öğrenciler, şüphesiz sınavdan yüksek not alacaklarına inanıyor.
the era
çağ
A new era has begun.
Yeni çağ başladı.
the innovation
inovasyon
economic
ekonomik
In our era, innovation and original ideas are the keys to economic growth.
Çağımızda inovasyon ve özgün fikirler, ekonomik büyümenin anahtarıdır.
to
-lara
I am writing a letter to friends.
Ben arkadaşlara mektup yazıyorum.
Our company invests in research to support innovation.
Şirketimiz, inovasyonu desteklemek için araştırmalara yatırım yapıyor.
to pursue
peşinde koşmak
meticulously
özenle
The writer, who pursues excellence, writes each sentence meticulously.
Mükemmellik peşinde koşan yazar, her cümlesini özenle yazıyor.
Students constantly practice in order to achieve excellence.
Öğrenciler, mükemmelliği yakalamak adına sürekli pratik yapıyor.
to encourage
teşvik etmek
I encourage my friends to read books.
Ben arkadaşlarımı kitap okumaya teşvik ediyorum.
to motivate
özendirmek
the bonus
bonus
The company gives a bonus.
Şirket bonus veriyor.
to distribute
dağıtmak
I am distributing the books.
Ben kitapları dağıtıyorum.
The boss distributed bonuses to encourage and motivate his employees.
Patron, çalışanlarını teşvik etmek ve özendirmek için bonus dağıttı.
the management
yönetim
encouraging
teşvik edici
This homework is very encouraging.
Bu ödev çok teşvik edici.
motivating
özendirici
to apply
uygulamak
I am applying the plan.
Ben planı uyguluyorum.
The management applies encouraging and motivating strategies to ensure that employees are motivated.
Yönetim, çalışanların motive olmasını sağlamak için teşvik edici ve özendirici stratejiler uyguluyor.
the planning
planlama
Planning is important.
Planlama önemli.
the obstacle
engel
to overcome
aşmak
I am overcoming obstacles.
Ben engelleri aşıyorum.
to enable
sağlamak
Flexible planning of successful projects enables overcoming many obstacles.
Başarılı projelerin esnek planlaması, birçok engeli aşmayı sağlıyor.
strategic
stratejik
the flexibility
esneklik
Flexibility is important.
Esneklik önemli.
The management aims to increase flexibility with new strategic decisions.
Yönetim, yeni stratejik kararlarla esnekliği artırmayı hedefliyor.
within
içinde
the foundation
temel
Harmony within the team is the foundation of successful work.
Takım içindeki uyum, başarılı bir çalışmanın temelidir.
while
-rken
Friends converse both in harmony and strategically while listening to music.
Arkadaşlar, müzik dinlerken hem uyum içinde hem de stratejik olarak sohbet ediyorlar.
Examining scientific studies helps us produce new ideas.
Bilimsel çalışmaları incelemek, yeni fikirler üretmemize yardımcı olur.
to
-lere
I am giving books to the students.
Öğrencilere kitap veriyorum.
to tell
söylemek
The teacher told the students to examine the project carefully.
Öğretmen, öğrencilere projeyi dikkatlice incelemelerini söyledi.
that
ki
I know that you are very good in this matter.
Biliyorum ki sen bu konuda çok iyisin.
sure
emin
I am sure about this.
Ben bu konuda eminim.
I am sure that the weather will be nice tomorrow.
Eminim ki yarın hava güzel olacak.
to dedicate
ayırmak
I think that we should dedicate more time to this project.
Düşünüyorum ki bu projeye daha fazla zaman ayırmalıyız.
encouraging
sevindirici
The news is encouraging.
Haberler sevindirici.
Students think that what they have learned has taken root in their minds, which is truly encouraging.
Öğrenciler, öğrendiklerinin beyninde yer ettiğini düşünüyorlar ki bu gerçekten sevindirici.
the conversation
görüşme
From my conversations, I understand that everyone is satisfied with the project.
Görüşmelerimden anlıyorum ki, herkes projeden memnun.
the knife
bıçak
The knife is sharp.
Bıçak keskin.
what
ne
What are you cooking?
Ne pişiriyorsun?
I wonder what I will do tomorrow.
Ben yarın ne yapacağımı merak ediyorum.
to paint
resim yapmak
I am painting in the park.
Ben parkta resim yapıyorum.
The painter is painting.
Ressam resim yapıyor.
to be
var
There is an obstacle.
Engel var.
solid
sağlam
The school building is solid.
Okul binası sağlam.
The foundation of this house is solid.
Bu evin temeli sağlam.
the truth
gerçek
Truth is simple.
Gerçek basittir.
I am telling the truth.
Ben gerçeği söylüyorum.
with
-la
to cut
kesmek
I am cutting the fruit.
Ben meyveyi kesiyorum.
I am cutting vegetables with a knife.
Ben bıçakla sebze kesiyorum.