Lesson 85

QuestionAnswer
We are taking an evening walk in the neighborhood.
Mahallede akşam yürüyüşü yapıyoruz.
our
-miz
in the evenings
akşamları
almost
hemen hemen
In our neighborhood almost everyone is at home in the evenings.
Mahallemizde akşamları hemen hemen herkes evde.
the backpack
sırt çantası
I am carrying a backpack.
Ben sırt çantası taşıyorum.
the planner
ajanda
There is water and a planner in the backpack.
Sırt çantasında su ve ajanda var.
the toothbrush
diş fırçası
The toothbrush is in the bathroom.
Diş fırçası banyoda duruyor.
I forgot my toothbrush; I will buy a new one.
Diş fırçasını unuttum, yenisini alacağım.
the washing machine
çamaşır makinesi
The washing machine is working.
Çamaşır makinesi çalışıyor.
the plug
fiş
The washing machine isn’t working; I will check the plug.
Çamaşır makinesi çalışmıyor; fişi kontrol edeceğim.
loose
gevşek
The knot is loose.
Düğüm gevşek.
to plug back in
yerine takmak
The plug was loose; I plugged it back in.
Fiş gevşekmiş, fişi yerine taktım.
the minced meat
kıyma
the cucumber
salatalık
with yogurt
yoğurtlu
I am buying minced meat and cucumber; I will make a salad with yogurt.
Ben kıyma ve salatalık alıyorum; yoğurtlu salata yapacağım.
to sauté
kavurmak
I am sautéing the onion in the pan.
Ben mutfakta soğanı tavada kavuruyorum.
yogurt-based
yoğurtlu
The yogurt-based soup is very delicious.
Yoğurtlu çorba çok lezzetli.
I sauté the minced meat in the pan and add a yogurt-based sauce.
Kıymayı tavada kavurup yoğurtlu sos ekliyorum.
to go well
yakışmak
The cucumber is very fresh; it goes very well with a yogurt salad.
Salatalık çok taze; yoğurtlu salataya çok yakışıyor.
the realtor
emlakçı
the business card
kartvizit
The realtor gave me a business card.
Emlakçı bana kartvizit verdi.
The phone and address are written clearly on the business card.
Kartvizitte telefon ve adres net yazıyor.
for rent
kiralık
There is a house for rent on this street.
Bu sokakta kiralık ev var.
the flat
daire
The realtor will show a flat for rent.
Emlakçı, kiralık daire gösterecek.
(passive future participle)
-ülecek
the apartment
daire
The list of apartments to be seen is ready.
Görülecek daire listesi hazır.
to be discussed
konuşulacak
I marked the topics to be discussed in the planner.
Konuşulacak konuları ajandada işaretledim.
passive
-n
future participle
-acak
The books to be read are on the table.
Okunacak kitaplar masanın üzerinde.
allowed
serbest
Speaking on the phone is allowed here, but let’s keep it short.
Burada telefonla konuşmak serbest, ama kısa tutalım.
unimportant
önemsiz
This small mistake is unimportant.
Bu küçük hata önemsiz.
A small delay is unimportant; what matters is meeting.
Küçük bir gecikme önemsiz, önemli olan buluşmak.
Wearing shoes inside the house is not allowed.
Evin içinde ayakkabı giymek serbest değil.
to be able to apply
uygulayabilmek
I want to be able to apply this plan immediately.
Bu planı hemen uygulayabilmek istiyorum.
This solution is practical; everyone can apply it easily.
Bu çözüm pratik; herkes kolayca uygulayabilir.
distant
mesafeli
My friend is distant today.
Arkadaşım bugün mesafeli.
The manager looks a bit distant today.
Müdür bugün biraz mesafeli görünüyor.
the pillowcase
yastık kılıfı
I changed the pillowcase; it matched the bedsheet.
Yastık kılıfını değiştirdim; çarşafla uyumlu oldu.
The pillowcase is soft; sleeping becomes easier.
Yastık kılıfı yumuşak, uyumak kolaylaşıyor.
the dry cleaner
kuru temizleme
The dry cleaner is closed today.
Kuru temizleme bugün kapalı.
I took the jacket to the dry cleaner.
Ceketi kuru temizlemeye verdim.
the dry cleaning
kuru temizleme
I kept the dry-cleaning receipt; I will pick it up tomorrow.
Kuru temizleme fişini sakladım, yarın alacağım.
at least
en az
Wait at least five minutes.
En az beş dakika bekle.
at most
en fazla
Let's wait at most ten minutes.
En fazla on dakika bekleyelim.
Bring at least one bag, at most two bags; otherwise you’ll get tired.
En az bir çanta, en fazla iki çanta getir, yoksa yorulursun.
all
bütün
I added all the photos to the project.
Bütün fotoğrafları projeye ekledim.
evidential (apparently)
-(y)miş
Almost all the apartments are apparently full.
Hemen hemen bütün daireler doluymuş.
back
geri
Could you please step back one step?
Lütfen bir adım geri gelir misin?
to turn
dönmek
She turned back and closed the door.
Geri dönüp kapıyı kapattı.
the slide
slayt
The slide is understandable and short.
Slayt anlaşılır ve kısa.
Please go one slide forward in the presentation.
Sunumda bir slayt ileri git, lütfen.
He took one step forward and started speaking.
Bir adım ileri attı ve konuşmaya başladı.