Lesson 4

QuestionAnswer
the spring
bahar
to approach
yaklaşmak
the wind
rüzgar
more
daha
soft
yumuşak
The cat is soft.
Kedi yumuşak.
to blow
esmek
Today the wind is blowing.
Bugün rüzgar esiyor.
Spring is approaching, the wind is now blowing more gently.
Bahar yaklaşıyor, rüzgar artık daha yumuşak esiyor.
the sky
gökyüzü
cloudy
bulutlu
the weather
hava
The weather is cloudy.
Hava bulutlu.
to warm up
ısınmak
The room is warming up.
Oda ısınıyor.
The sky is sometimes cloudy, but when spring arrives, the weather warms up.
Gökyüzü bazen bulutlu oluyor, ama bahar gelince hava ısınıyor.
morning
sabah
I drink tea in the morning.
Ben sabah çay içiyorum.
the station
istasyon
the train
tren
The train is approaching the station.
Tren istasyona yaklaşıyor.
to wait
beklemek
I go to the station in the mornings and wait for the train.
Ben sabahları istasyona gidiyorum ve tren bekliyorum.
when
gelince
When my friend arrives, I will also go to the cinema.
Arkadaşım gelince, ben de sinemaya gideceğim.
always
hep
I always read a book.
Ben hep kitap okuyorum.
happy
mutlu
My friend is happy.
Arkadaşım mutlu.
When the train arrives, I always become very happy.
Tren gelince hep çok mutlu oluyorum.
cafe
kafe
the meetup
buluşma
to plan
planlamak
Planning is important.
Planlamak önemli.
My friend and I are planning a cafe meetup at noon.
Arkadaşım ve ben öğle saatinde kafe buluşması planlıyoruz.
the cafe
kafe
to sit
oturmak
to converse
sohbet etmek
pleasant
keyifli
Sitting in the garden is pleasant.
Bahçede oturmak keyifli.
Sitting in the cafe and having a conversation is really pleasant.
Kafede oturmak ve sohbet etmek gerçekten keyifli.
the ice cream
dondurma
the tooth
diş
The tooth is red.
Diş kırmızı.
to get cold
üşümek
still
yine de
When I eat ice cream, my teeth get a bit cold, but I still like it.
Dondurma yiyince dişlerim biraz üşüyor, ama yine de seviyorum.
the cell phone
cep telefonu
to forget
unutmak
Forgetting is difficult.
Unutmak zor.
the message
mesaj
to send
atmak
I sometimes forget my cell phone at home and can’t send a message.
Cep telefonumu bazen evde unutuyorum ve mesaj atamıyorum.
instead of
yerine
I am eating fruit instead of bread.
Ben ekmek yerine meyve yiyorum.
to have a conversation
sohbet etmek
Instead of sending a message, having a conversation is nicer, but sometimes it’s difficult.
Mesaj atmak yerine sohbet etmek daha güzel, fakat bazen zor oluyor.
outside
dışarıda
I am reading a book outside.
Ben dışarıda kitap okuyorum.
to run
koşmak
The wind is blowing, still I am running in the park.
Rüzgar esiyor, yine de ben parkta koşuyorum.
for
için
When the wind picks up, running outside becomes more difficult for me.
Rüzgar artınca dışarıda koşmak benim için daha zor hale geliyor.
slowly
yavaş
The food is cooking slowly.
Yemek yavaş pişiyor.
I want to run slowly in the park every morning, because my health is important.
Ben her sabah parkta yavaşça koşmak istiyorum, çünkü sağlığım önemli.
the office
ofis
comfortably
rahatça
The dog is playing comfortably.
Köpek rahatça oynuyor.
When I’m not working in the office, I can comfortably read a book at home.
Ofiste çalışmayınca evde rahatça kitap okuyabiliyorum.
crowded
kalabalık
to have to wait
beklemek zorunda kalmak
The office sometimes gets crowded and I have to wait.
Ofis bazen kalabalık oluyor ve beklemek zorunda kalıyorum.
the dessert
tatlı
always
daima
The dog always plays in the garden.
Köpek daima bahçede oynuyor.
with him
yanında
to carry
taşımak
I am carrying the book.
Ben kitabı taşıyorum.
My friend who eats dessert always carries his cell phone with him.
Tatlı yiyen arkadaşım cep telefonunu daima yanında taşıyor.
short
kısa
The film is short.
Film kısa.
the trip
seyahat
I want to make a long trip.
Ben uzun seyahat yapmak istiyorum.
different
farklı
I am cooking different food.
Ben farklı yemek pişiriyorum.
My new plan is to travel by train for a short trip and go to different cities.
Yeni planım, trenle kısa bir seyahat etmek ve farklı şehirlere gitmek.
to travel
seyahat etmek
I am traveling on the weekend.
Ben haftasonu seyahat ediyorum.
to meet
tanışmak
I want to meet.
Ben tanışmak istiyorum.
me
beni
He loves me.
O beni seviyor.
to make happy
mutlu etmek
I am making my friend happy.
Ben arkadaşımı mutlu ediyorum.
When I travel, meeting new people and having conversations makes me happy.
Seyahat edince yeni insanlarla tanışmak ve sohbet etmek beni mutlu ediyor.
evening
akşam
I am resting at home in the evening.
Ben akşam evde dinleniyorum.
to become colorful
renklenmek
The sky is becoming colorful in the morning.
Sabah gökyüzü renkleniyor.
to take
çekmek
When the sky becomes colorful in the evening, I want to take beautiful photos.
Akşam gökyüzü renklenince çok güzel fotoğraflar çekmek istiyorum.
in order to
için
in front
önünde
The dog is in front of the market.
Köpek marketin önünde.
My friend is also waiting in front of the cafe to take photos.
Arkadaşım da fotoğraf çekmek için kafe önünde bekliyor.
enjoyable
keyifli
The cinema is enjoyable.
Sinema keyifli.
even
bile
The dog is even playing in the park.
Köpek bile parkta oynuyor.
When spring comes, desserts become more enjoyable; I even eat ice cream.
Bahar gelince tatlılar daha keyifli oluyor, ben dondurma bile yiyorum.
to stop
durmak
The bus is stopping.
Otobüs duruyor.
When the wind stops, the sky looks calmer, and I go to the park to sit.
Rüzgar durunca gökyüzü daha sakin görünüyor, ben de oturmak için parka gidiyorum.
The back door is sometimes locked, so we enter the office from the front door.
Arka kapı bazen kilitli, bu yüzden ofise ön kapıdan giriyoruz.
back
arka
I am reading a book in the back room.
Ben arka odada kitap okuyorum.
the door
kapı
open
açık
The door is open.
Kapı açık.
quietly
sessizce
I am going to the park quietly.
Ben parka sessizce gidiyorum.
to be able to enter
girebilmek
I want to be able to enter the office.
Ben ofise girebilmek istiyorum.
When the back door is open, people can quietly enter the office.
Arka kapı açık olunca insanlar sessizce ofise girebiliyor.
Would you like to answer this question, or should I answer it?
Sen bu soruyu yanıtlamak ister misin, yoksa ben mi yanıtlayayım?
myself
kendim
I am cooking food by myself.
Ben kendim yemek yapıyorum.
to answer
yanıtlamak
I am answering the message.
Ben mesajı yanıtlıyorum.
at ease
rahat
the process
süreç
The process is continuing.
Süreç devam ediyor.
When I answer it myself, I feel more at ease because I like the process of thinking.
Ben kendim yanıtlayınca daha rahat oluyorum, çünkü düşünme sürecini seviyorum.
easy
kolay
to be able
olabilmek
I want to be able to be happy.
Ben mutlu olabilmek istiyorum.
This plan sometimes looks easy, and sometimes it can be difficult.
Bu plan bazen kolay görünüyor, bazen de zor olabiliyor.
the task
to deal with
uğraşmak
I am dealing with this difficult plan.
Ben bu zor planla uğraşıyorum.
fast
hızlı
The dog is fast.
Köpek hızlı.
the progress
ilerleme
to record
kaydetmek
I am recording a film.
Ben film kaydediyorum.
When we deal with easy tasks, we make faster progress.
Kolay işlerle uğraşınca daha hızlı ilerleme kaydediyoruz.
to be late
gecikmek
The bus is delayed.
Otobüs gecikti.
My friend is waiting at the station because the train is delayed, and the station is very crowded.
Arkadaşım istasyonda bekliyor, çünkü tren gecikti ve istasyon çok kalabalık.
the time
zaman
usually
genellikle
I usually go to the cinema.
Ben genellikle sinemaya gidiyorum.
to prefer
tercih etmek
I prefer tea.
Ben çay tercih ediyorum.
When I’m not in the office at noon, I usually prefer to rest at home.
Öğle vakti ofiste olmadığım zaman, genellikle evde dinlenmeyi tercih ediyorum.
therefore
bu yüzden
I am reading a book, therefore I am learning new things.
Ben kitap okuyorum, bu yüzden yeni şeyler öğreniyorum.
The train did not come, therefore I have to wait at the station.
Tren gelmedi, bu yüzden ben istasyonda beklemek zorunda kalıyorum.
slow
yavaş
The train is slow.
Tren yavaş.
Progress is slow but important.
İlerleme yavaş, ama önemli.
well
iyi
The dog is playing well.
Köpek iyi oynuyor.
I am using time well.
Ben zamanı iyi kullanıyorum.