Lesson 20

QuestionAnswer
This book, which is very old, still gives valuable advice.
Bu kitap, ki çok eski, hâlâ değerli öğütler veriyor.
the advice
öğüt
Taking advice is important for overcoming difficulties.
Öğüt almak, zorlukları aşmak için önemlidir.
humble
mütevazı
the effort
çaba
To receive advice, it is useful to talk with humble people and put in a lot of effort.
Öğüt almak için, mütevazı insanlarla sohbet etmek ve çok çaba göstermek faydalıdır.
the mother
anne
Mother is cooking in the kitchen.
Anne mutfakta yemek yapıyor.
to have foresight
öngörü sahibi olmak
to say
söylemek
My mother always told me that I should have foresight.
Annem bana her zaman öngörü sahibi olmam gerektiğini söyledi.
the foresight
öngörü
Deciding with foresight is easy.
Öngörü ile karar vermek kolaydır.
Thanks to foresight, we can reduce future risks.
Öngörü sayesinde gelecekteki riskleri azaltabiliriz.
to gain
edinmek
to teach
öğretmek
I want to teach Turkish to my friends.
Ben arkadaşlarıma Türkçe öğretmek istiyorum.
The experience I gained on vacation taught me the importance of exerting great effort.
Geçen tatilde edindiğim deneyim, bana büyük çaba göstermenin önemini öğretti.
the teamwork
takım çalışması
Thanks to teamwork, tasks become easier.
Takım çalışması sayesinde işler kolaylaşır.
the collaboration
işbirliği
Collaboration is very important in teamwork.
Takım çalışmasında işbirliği çok önemlidir.
The collaboration I established with my friends brought success to our projects.
Arkadaşlarımla kurduğum işbirliği, projelerimize başarı getirdi.
curious
meraklı
I am curious; I am eager to learn every new topic.
Ben meraklıyım; her yeni konuyu öğrenmeye açığım.
Curious children spend long hours in the library.
Meraklı çocuklar, kütüphanede uzun saatler geçirir.
the realism
gerçekçilik
to act
hareket etmek
the logic
mantık
I try to be humble because there is logic in acting realistically.
Ben mütevazı olmaya çalışıyorum, çünkü gerçekçilikle hareket etmenin mantığı vardır.
sufficiently
yeterince
to note
belirtmek
The teacher noted that logic was used sufficiently when evaluating the project.
Öğretmen, projeyi değerlendirirken mantığın yeterince kullanıldığını belirtti.
to reflect
yansıtmak
The glass reflects the sun.
Cam güneşi yansıtıyor.
the criterion
ölçüt
The criterion of success is working.
Başarının ölçütü çalışmaktır.
In art, realism is the most important criterion for reflecting emotions.
Sanatta gerçekçilik, duyguları yansıtmanın en önemli ölçütüdür.
the home
ev
the space
mekan
In my new home, there is a spacious space.
Yeni evimde geniş bir mekan var.
before
-madan
the summary
özet
Before starting the lesson, I like to summarize the day.
Derse başlamadan önce günün özetini yapmayı seviyorum.
at
-da
I am sitting at the table, my friend is saying beautiful things to me.
Ben masada oturuyorum, arkadaşım bana güzel şeyler söylüyor.
The teacher prepared a summary of the lesson at the end of the week.
Öğretmen, hafta sonunda dersin özetini çıkardı.
the promise
söz
I keep my promise.
Ben sözümü tutuyorum.
the commitment
taahhüt
Commitment is important.
Taahhüt önemli.
the promise
vaat
The promises I give contain a promise like a commitment.
Verdiğim sözler, taahhüt gibi bir vaat içerir.
the hope
umut
Hope is growing.
Umut büyüyor.
to fill
doldurmak
Promises that will meet my expectations fill my heart with hope.
Beklentilerimi karşılayacak vaatler, kalbimi umutla doldurur.
compassionate
merhametli
The teacher is compassionate.
Öğretmen merhametli.
My father emphasized the importance of acting with compassion in hard times.
Babam, zor zamanlarda merhametli hareket etmenin önemini vurguladı.
the compassion
merhamet
to unite
birleştirmek
the friendship
dostluk
Friendship is always important.
Dostluk her zaman önemlidir.
to strengthen
güçlendirmek
I am playing football and this is good for strengthening my body.
Ben futbol oynuyorum ve bu, vücudumu güçlendirmek için iyidir.
Showing compassion unites people and strengthens friendship.
Merhamet göstermek, insanları birleştirir ve dostluğu güçlendirir.
the possibility
imkan
This opportunity offers me new possibilities.
Bu fırsat, bana yeni imkanlar sunuyor.
Every day at work, I try to take advantage of new possibilities.
İş yerinde her gün yeni imkanları değerlendirmeye çalışırım.
the measure
ölçü
correct
doğru
The measure of the project's success comes from achieving correct results.
Projenin başarı ölçüsü, doğru sonuçlara ulaşmaktan geçer.
Every task has a measure by which logical results can be obtained.
Her işin bir ölçüsü vardır ki, mantıklı sonuçlar elde edilebilir.
to thank
teşekkür etmek
When the students thank the teacher, they act sincerely.
Öğrenciler, öğretmene teşekkür ettiklerinde samimi davranırlar.
the conscience
vicdan
Expressing thanks relaxes the conscience and makes people happy.
Teşekkür etmek, vicdanı rahatlatır ve insanları mutlu eder.
the invitation
davet
I am waiting for the invitation.
Ben daveti bekliyorum.
the organization
organizasyon
The organization is successful.
Organizasyon başarılı.
This formal invitation is part of a large organization.
Bu resmi davet, büyük bir organizasyonun parçasıdır.
set
belirlenen
to follow
uymak
I follow the recipe.
Ben tarife uyarım.
to be obliged
zorunda olmak
In the formal meeting, everyone is obliged to follow the set rules.
Resmi toplantıda herkes, belirlenen kurallara uymak zorundadır.
the work
I always plan in my work to have foresight.
Ben işimde öngörü sahibi olmak için her zaman plan yapıyorum.
materialization
gerçekleşme
the probability
ihtimal
The probability of this work materializing seems high.
Bu işin gerçekleşme ihtimali yüksek görünüyor.
the assurance
güvence
Working brings assurance.
Çalışmak güvence getirir.
My family always gives me assurance.
Ailem bana her zaman güvence verir.
the adult
yetişkin
The adult takes responsibility and works regularly.
Yetişkin sorumluluk alıyor ve düzenli çalışıyor.
to bear
taşımak
Every adult bears responsibility as a part of society.
Her yetişkin, toplumun bir parçası olarak sorumluluk taşır.
to fulfill
yerine getirmek
I am fulfilling my duty.
Ben görevimi yerine getiriyorum.
to mature
olgunlaştırmak
Difficulties mature a person.
Zorluklar insanı olgunlaştırır.
Fulfilling one’s responsibilities makes a person mature.
Sorumluluklarını yerine getirmek, insanı olgunlaştırır.
we
hepimiz
We are all walking in the park.
Hepimiz parkta yürüyoruz.
together
beraber
My friend and I are studying together.
Ben ve arkadaşım beraber ders çalışıyoruz.
greater
daha büyük
to take on
almak
We can all take on greater responsibilities by working together.
Hepimiz beraber çalışarak daha büyük sorumluluklar alabiliriz.
additional
ek
This report contains additional information.
Bu rapor ek bilgi içeriyor.
to provide
sunmak
The use of “ki” in this sentence provides related information as additional detail.
Bu cümlenin içinde kullandığım “ki” yapısı, ilişkili bilgiyi ek bilgi olarak sunar.
with
yla
to enrich
zenginleştirmek
I want to enrich my knowledge by reading books.
Ben kitap okuyarak bilgimi zenginleştirmek istiyorum.
the reader
okuyucu
The reader is reading a book in the room.
Okuyucu odada kitap okuyor.
Every book, which is enriched with details, opens new horizons for the reader.
Her kitap, ki detaylarıyla zenginleştirilmiştir, okuyucuya yeni ufuklar açar.
accusative
-yı
to close
kapatmak
Please close the door.
Lütfen kapıyı kapat.
I close the door before leaving the house.
Ben evden çıkmadan önce kapıyı kapatıyorum.
the cup
bardak
The cup is full.
Bardak dolu.
I am filling the cup.
Ben bardağı dolduruyorum.
to bring closer
yakınlaştırmak
Playing games together brings people closer.
Birlikte oyun oynamak insanları yakınlaştırır.
Compassion brings people closer.
Merhamet insanları yakınlaştırır.
the answer
cevap
I am waiting for the answer.
Ben cevap bekliyorum.
The answer is correct.
Cevap doğru.
the path
yol
Conscience directs a person to the right path.
Vicdan insanı doğru yola yönlendirir.
at
-a
I am buying bread at the set price.
Ben belirlenen fiyata ekmek alıyorum.