Lesson 24

QuestionAnswer
if
-arsa
If my friend cooks, everyone will be happy.
Arkadaşım yemek yaparsa, herkes mutlu olur.
the picnic
piknik
I am having a picnic in the park.
Ben parkta piknik yapıyorum.
If the sun comes out, we will have a picnic outside.
Güneş açarsa, dışarıda piknik yaparız.
the flight
uçuş
If you are late for the airport, you'll miss your flight.
Havalimanına geç kalırsan, uçuşunu kaçırırsın.
irregular
düzensiz
the terminal
terminal
If the flight is irregular, we will wait for a long time at the terminal.
Uçuş düzensiz olursa, terminalde uzun süre bekleriz.
the carpet
halı
There is a colorful carpet in the middle of the room.
Odanın ortasında renkli bir halı var.
Don't forget to clean the new carpet carefully.
Yeni halıyı dikkatlice temizlemeyi unutma.
the pillow
yastık
The pillow is very soft and comfortable.
Yastık çok yumuşak ve rahattır.
to arrange
yerleştirmek
Arrange the pillow before you go to sleep.
Uyumadan önce yastığı yerleştir.
the cupboard
dolap
The cupboard is in the room.
Dolap odada.
of
-ın
the drawer
çekmece
Can you open the drawer at the bottom of the cupboard?
Dolabın altındaki çekmeceyi açar mısın?
the item
eşya
ample
geniş
the space
alan
The new drawer provides ample space to organize items.
Yeni çekmece, eşyaları düzenlemek için geniş alan sunuyor.
the bathroom
banyo
The bathroom is clean.
Banyo temiz.
the mirror
ayna
the face
yüz
The face is smiling.
Yüz gülüyor.
The mirror in the bathroom shows your face clearly.
Banyodaki ayna, yüzünü net gösterir.
to make
sağlamak
The new mirror has made the room look brighter.
Yeni ayna, odanın daha parlak görünmesini sağladı.
the tray
tepsi
In the kitchen, the red tray is used to serve fruits.
Mutfakta kırmızı tepsi, meyveleri sunmak için kullanılıyor.
on
üzerine
I carefully placed the tray on the table.
Tepsiyi dikkatlice masanın üzerine yerleştirdim.
the jar
kavanoz
There is a glass jar on the kitchen table.
Mutfağın masasında cam bir kavanoz var.
the jam
reçel
I am eating bread with jam.
Ben reçel ile ekmek yiyorum.
I plan to fill the jar and make jam.
Kavanozu doldurup reçel yapmayı planlıyorum.
the assistant
asistan
At the meeting, the assistant took important notes for me.
Toplantıda asistan bana önemli notlar aldı.
the workflow
iş akışı
The team organized the workflow and completed the project.
Takım iş akışı düzenledi ve projeyi tamamladı.
The new assistant is organizing the team’s workflow.
Yeni asistan, ekibin iş akışını düzenliyor.
the market
pazar
The market sells fresh fruit.
Pazar taze meyve satıyor.
when
-ken
the basket
sepet
to collect
toplamak
We collected fresh fruits with a basket when going to the market.
Pazara giderken taze meyveleri sepetle topladık.
The basket is useful for carrying items during shopping.
Sepet, alışveriş sırasında eşyaları taşımak için yararlıdır.
the simit
simit
I had simit and tea for breakfast in the morning.
Sabah, simit ve çay ile kahvaltı yaptım.
the stall
tezgah
Simit is sold fresh at street stalls.
Simit, sokak tezgahlarında taze satılır.
the accommodation
konaklama
the search
arayış
The search continues.
Arayış devam ediyor.
I am looking for suitable accommodation for my vacation.
Tatile giderken uygun konaklama arayışındayım.
the accommodation reservation
konaklama rezervasyonu
It is best to make the accommodation reservation early.
Konaklama rezervasyonunu erken yapmak en iyisidir.
the dinner
yemek
the reservation
rezervasyon
to make
yaptırmak
I made a reservation for dinner at the restaurant.
Restoranda akşam yemeği için rezervasyon yaptırdım.
to be confirmed
onaylanmak
when
-dığında
When it rains, I stay at home.
Yağmur yağdığında, ben evde kalıyorum.
to be notified
bilgilendirilmek
You will be notified by email when the reservation is confirmed.
Rezervasyon onaylandığında e-posta ile bilgilendirileceksin.
to be canceled
iptal edilmek
The class had to be canceled.
Ders iptal edilmek zorunda kaldı.
If the flight is canceled, a new date will be announced.
Uçuş iptal edilirse, yeni tarih bildirilecektir.
the entrance
giriş
My friend is waiting at the school entrance.
Okul girişinde arkadaşım bekliyor.
the floor mat
paspas
to replace
değiştirmek
I replaced the old floor mat at the entrance with a new one.
Girişte eski paspası yenisiyle değiştirdim.
the foot
ayak
The foot hurts.
Ayak ağrıyor.
the dirt
kir
The floor mat is very functional for collecting dirt from shoes.
Paspas, ayak kirlerini toplamak için çok işlevseldir.
the microwave
mikrodalga
to heat
ısıtmak
The new microwave heats food quickly.
Yeni mikrodalga, yemekleri hızlıca ısıtıyor.
microwave
mikrodalga
the oven
fırın
It is easy to use a microwave oven.
Mikrodalga fırını kullanmak kolay.
I heated water using the microwave oven.
Mikrodalga fırını kullanarak suyu ısıttım.
the conference
konferans
There will be an international conference tomorrow morning.
Yarın sabah uluslararası bir konferans olacak.
at
-ta
innovative
inovatif
This project contains innovative ideas.
Bu proje inovatif fikirler içeriyor.
Innovative ideas were shared at the conference.
Konferansta inovatif fikirler paylaşıldı.
published
yayımlanan
The published book is interesting.
Yayımlanan kitap ilginç.
's
-in
to announce
açıklamak
The report published yesterday announced the company’s new goals.
Dün yayımlanan bildiri, şirketin yeni hedeflerini açıkladı.
the statement
bildiri
Students are preparing a statement.
Öğrenciler bildiri hazırlıyor.
At the end of the meeting, an important statement was read.
Toplantının sonunda, önemli bir bildiri okundu.
If the weather is rainy, let's not go outside.
Hava yağmurlu olursa, dışarı çıkmayalım.
cool
serin
A cool wind is blowing in the garden.
Bahçede serin rüzgar esiyor.
If the weather is cool, we will take a long walk in the park.
Hava serin olursa, parkta uzun yürüyüş yaparız.
to secure
garanti altına almak
Regular exercise secures health.
Düzenli egzersiz sağlığı garanti altına alır.
If the reservation is confirmed, we will secure our accommodation.
Rezervasyon onaylanırsa, konaklamamızı garanti altına alırız.
If the flight is delayed, we will have to wait longer at the terminal.
Eğer uçuş gecikirse, terminalde daha uzun beklemek zorunda kalırız.
if
-mazsa
If the microwave doesn't work, we should heat the food in the oven.
Mikrodalga çalışmazsa, yemekleri fırında ısıtmalıyız.
on
-de
There is dirt on the ground.
Yerde kir var.