Lesson 84

QuestionAnswer
I’m sending the location so the meetup will be easy.
Buluşma kolay olsun diye konumu gönderiyorum.
to add a note
not düşmek
After the meeting, I added a short note to the report.
Toplantıdan sonra rapora kısa bir not düştüm.
I added a small note to the calendar so that you don’t forget.
Siz unutmayın diye takvime küçük bir not düştüm.
We checked the address twice so it wouldn’t be wrong.
Yanlış olmasın diye adresi iki kez kontrol ettik.
to warn
uyarmak
The teacher warned you.
Öğretmen sizi uyardı.
My mother warned me, “Go to bed early.”
Annem, “erken yat” diye beni uyardı.
The manager added, “Let’s keep the presentation short.”
Müdür, “sunumu kısa tutalım” diye ekledi.
while
-yken
When the meetup was about to end, a new question came.
Buluşma bitmek üzereyken yeni bir soru geldi.
to depart
kalkmak
The train will depart soon.
Tren birazdan kalkacak.
to wave
el sallamak
I am waving to him.
Ben ona el sallıyorum.
When the bus was about to depart, we waved to her.
Otobüs kalkmak üzereyken ona el salladık.
to clear up
açılmak
The sky is clearing as if the rain is going to stop.
Sanki yağmur duracakmış gibi gökyüzü açılıyor.
She acted as if she didn’t know me.
O, beni tanımıyormuş gibi davrandı.
nearby
yakınlarda
Let's meet nearby.
Yakınlarda buluşalım.
I shared the location and marked a café so that we can meet nearby.
Yakınlarda buluşalım diye konumu paylaşıp bir kafe işaretledim.
the approve button
onay butonu
I can’t find the approve button in the app.
Uygulamada onay butonunu bulamıyorum.
the button
buton
This button is not working.
Bu buton çalışmıyor.
to click
tıklamak
I clicked the button twice.
Butona iki kez tıkladım.
When you click the button, the form opens immediately.
Butona tıklayınca form hemen açılıyor.
next
sıradaki
the session
oturum
The next session will be short, then we will take a break.
Sıradaki oturum kısa sürecek, sonra ara vereceğiz.
the speaker
konuşmacı
The speaker is waiting in the hall.
Konuşmacı salonda bekliyor.
The second session ran long, but the next speaker is ready.
İkinci oturum uzadı, ama sıradaki konuşmacı hazır.
the instruction
yönerge
I am carefully reading the instruction.
Yönergeyi dikkatle okuyorum.
I wrote the steps one by one so the instructions would be clear.
Yönerge net olsun diye adımları tek tek yazdım.
to run long
uzamak
Let’s leave the questions to the very end so the meeting doesn’t run long.
Toplantı uzamasın diye soruları en sona bırakalım.
to save
kazanmak
I prepared the draft last night so I would save time.
Zaman kazanayım diye taslağı dün akşam hazırladım.
with us
yanımızda
We filled the thermoses so we would have water with us.
Yanımızda su olsun diye termosları doldurduk.
He closed the windows so we wouldn’t get cold.
Üşümeyelim diye pencereleri kapattı.
the time zone
saat dilimi
Because of the different time zone, the meeting was delayed.
Farklı saat dilimi yüzünden toplantı gecikti.
My girlfriend wrote “I’ll come at five” and also added the time zone difference.
Kız arkadaşım “beşte gelirim” diye yazdı, saat dilimi farkını da ekledi.
The program froze, but as soon as the backup plan kicked in, we continued the presentation.
Program dondu, ama yedek plan devreye girer girmez sunuma devam ettik.
the round
tur
As soon as the presentation ended, we did a short feedback round.
Sunum biter bitmez kısa bir geri bildirim turu yaptık.
the click
tıklama
The number of clicks is increasing.
Tıklama sayısı artıyor.
to panic
panik yapmak
Don’t panic; the bus will arrive shortly.
Panik yapmayın, birazdan otobüs gelecek.
She didn’t panic because the click didn’t work; she tried the solution immediately.
Tıklama çalışmadı diye panik yapmadı; çözümü hemen denedi.
already
şimdiden
I am already brewing the tea.
Şimdiden çayı demliyorum.
piece
tane
There are two glasses on the table.
Masada iki tane bardak var.
We reserved two tickets already so they won’t run out.
Biletler bitmesin diye şimdiden iki tane ayırttık.
in the rain
yağmurda
We have an umbrella with us, we don’t get wet in the rain.
Yanımızda şemsiye var, yağmurda ıslanmıyoruz.