Telling time (saat, buçuk)

QuestionAnswer
hour / o'clock
saat
exactly / fully / completely
tam
It is exactly nine o'clock.
Saat tam dokuz.
The exam is exactly at ten o'clock.
Sınav saat tam on.
half past
buçuk
Now it is half past three.
Şimdi saat üç buçuk.
The program is not at half past seven.
Program saat yedi buçuk değil.
break
mola
When is the break?
Mola ne zaman?
The break is at half past ten.
Mola saat on buçuk.
half (amount)
yarım
The break is half an hour.
Mola yarım saat.
There is half an apple here.
Burada yarım elma var.
minute
dakika
One hour is sixty minutes.
Bir saat altmış dakika.
The break is twenty minutes.
Mola yirmi dakika.
second
saniye
One minute is sixty seconds.
Bir dakika altmış saniye.
Please wait ten seconds!
Lütfen on saniye bekle!
fast (for clocks)
ileri
My watch is fast.
Saatim ileri.
Is the clock five minutes fast?
Saat beş dakika ileri mi?
slow (for clocks)
geri
No, my watch is slow.
Hayır, saatim geri.
This clock is ten minutes slow.
Bu saat on dakika geri.
alarm
alarm
My alarm is at half past six.
Alarmım saat altı buçuk.
Please turn on the alarm.
Lütfen alarmı aç.
to turn off / to close
kapatmak
Turn off the alarm!
Alarmı kapat!
Please do not close the door!
Lütfen kapıyı kapatma!
quarter (of an hour)
çeyrek
It is a quarter to three.
Saat üçe çeyrek var.
A quarter is fifteen minutes.
Bir çeyrek on beş dakikadır.
past (the hour)
geçe
I am coming at five past nine.
Saat dokuzu beş geçe geliyorum.
The meeting is at a quarter past two.
Toplantı ikiyi çeyrek geçe.
to (the hour)
kala
I close at ten to ten.
Saat ona on kala kapatıyorum.
I am here at a quarter to five.
Beşe çeyrek kala buradayım.
time, occasion (üç kez)
kez
I do sport three times a week.
Haftada üç kez spor yapıyorum.
I drink coffee once a day.
Günde bir kez kahve içiyorum.
time (available time)
vakit
I have no time; we'll talk later.
Vaktim yok, sonra konuşuyoruz.
Today we have a lot of time.
Bugün çok vaktimiz var.