Usages of hayat
Uzun bir hayat için sağlık gerekli.
Health is necessary for a long life.
Bu güzel hayat için teşekkür ediyorum.
I thank you for this beautiful life.
Bu kitap yeni bir hayata başlamaya teşvik ediyor.
This book encourages starting a new life.
Güzellik hayatta en önemli şey değil.
Beauty is not the most important thing in life.
O her zaman mutlu görünüyor, oysa hayatı çok karmaşık.
He always seems happy, whereas his life is very complicated.
Hayat tarzımı değiştirsem çok enerjik olurum.
If I changed my lifestyle, I would be very energetic.
Eğer hayat tarzımı değiştirsem, başarımı artırırım.
If I changed my lifestyle, I would increase my success.
Hayatımda denge kurmak için keşke boş zamanım olsa.
I wish I had free time to establish balance in my life.
Evrende yeni bir hayat bulurduk.
We would find a new life in the universe.
Suikast planlamalarına rağmen büyükelçi hayatta kaldı.
Despite them planning an assassination, the ambassador survived.
Uydunun verileri kaydetmesi için ayıyı yaban hayatına saldılar.
They released the bear into the wild for the satellite to record the data.
Ekibin geyiği yaban hayatına saldığını biliyorum.
I know that the team released the deer into the wild.
Sürünün büyümesi için biyolog geyiği yaban hayatına salmak istedi.
The biologist wanted to release the deer into the wild for the herd to grow.
Hayatımda hiç ünlü bir oyuncuyla karşılaşmadım.
I have never encountered a famous actor in my life.
Hayatımda hiç bu kadar heyecanlanmadım.
I have never gotten this excited in my life.
Abartmıyorum, hayatımda bu kadar kibirli bir adam görmedim!
I am not exaggerating, I have not seen such an arrogant man in my life!
Ölüm, hayatın doğal bir parçası.
Death is a natural part of life.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmakla birlikte bizi birbirimizden uzaklaştırıyor.
Along with making our lives easier, technology distances us from each other.
Teknoloji, hayatı kolaylaştırmakla beraber bağımlılığa neden olur.
Technology causes addiction, along with making life easier.
Kâşif mızrak kullanmadığı için hayatta kalamazdı.
Because the explorer didn't use a spear, he couldn't have survived.
Evimiz sadeleştiği sürece hayatımız kolaylaşıyor.
As long as our house gets simpler, our lives get easier.
Eski eşyalardan uzaklaştığın sürece hayat güzelleşiyor.
As long as you distance yourself from old belongings, life gets more beautiful.
Farz et ki bu korku bütün hayatına hükmetti, nasıl yaşayacaksın?
Assume that this fear dominated your whole life; how will you live?
İş hayatında başarılı olmak için girişken olmak lazımdı.
It was necessary to be sociable to be successful in business life.
Hayatta kendi kendine yetmek gerek.
In life, one needs to be self-sufficient.
Sekreter bu monoton hayattan bıkkın mı bıkkın görünüyor.
The secretary looks extremely fed up with this monotonous life.
Keşke hayat sadece tatil yapmaktan ibaret olsa.
If only life consisted solely of taking a vacation.
Bir işkoliğin hayatı makine gibi çalışmaktan ibaret.
The life of a workaholic consists of working like a machine.
Göçebe bir hayatı denemek için bu müstakil evi bıraktı ve bir yıllığına karavanda yaşayacak.
To try a nomad life, he left this detached house and will live in a caravan for a year.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.