| Question | Answer |
|---|---|
| jewel | mücevher |
| in terms of | açısından |
| Those who buy this jewel will be lucky in terms of investment. | Bu mücevheri alanlar, yatırım açısından şanslı olacak. |
| brilliant-cut diamond | pırlanta |
| It turns out this brilliant-cut diamond was much more valuable in terms of cut. | Meğerse bu pırlanta, kesim açısından çok daha değerliymiş. |
| clarity | berraklık |
| Those that are flawless in terms of clarity are more expensive than the others. | Berraklık açısından kusursuz olanlar, diğerlerinden pahalıdır. |
| in terms of | bakımından |
| I wonder how that brilliant-cut diamond is in terms of color? | Acaba şu pırlanta renk bakımından nasıl? |
| I wonder if this emerald is sufficient in terms of clarity? | Acaba bu zümrüt, berraklık bakımından yeterli mi? |
| purity | saflık |
| This gold is of very high quality in terms of purity. | Bu altın, saflık bakımından çok kalitelidir. |
| carat | karat |
| Those who buy will examine the brilliant-cut diamond in terms of carat. | Satın alanlar, pırlantayı karat bakımından inceleyecek. |
| sparkle | parıltı |
| It turns out that necklace's sparkle was perfect in terms of purity. | Meğer o kolyenin parıltısı saflık açısından mükemmelmiş. |
| reflection | yansıma |
| These stones are very valuable in terms of carat and reflection. | Bu taşlar, karat ve yansıma açısından çok değerlidir. |
| elegance | zarafet |
| The jewels at the exhibition will be unique in terms of reflection and elegance. | Sergideki mücevherler, yansıma ve zarafet bakımından benzersiz olacak. |
| Those that are small in terms of carat will surpass the big ones in terms of elegance. | Karat açısından küçük olanlar, zarafet bakımından büyükleri geçecek. |
| Everyone will want this brilliant-cut diamond. | Herkes bu pırlantayı isteyecek. |
| The diamond is very valuable in terms of sparkle and clarity. | Elmas, parıltı ve berraklık açısından çok değerli. |
| This diamond is very valuable in terms of clarity. | Bu pırlanta berraklık açısından çok değerli. |
| Is the emerald expensive in terms of carat? | Zümrüt karat bakımından pahalı mı? |
| The jewelry is beautiful in terms of cut and elegance. | Mücevher kesim ve zarafet açısından güzel. |
| In terms of purity, the ruby is a rare stone. | Saflık bakımından yakut nadir bir taş. |
| if you ask me, in my opinion | bana kalırsa |
| If you ask me, this decision is wrong. | Bana kalırsa bu karar yanlış. |
| In my opinion we should leave early. | Bana kalırsa erken çıkmalıyız. |
| to express | ifade etmek |
| She expressed her feelings in words. | Duygularını kelimelerle ifade etti. |
| Express clearly what you mean. | Ne demek istediğini net ifade et. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io
