Usages of beraber
Biz beraber yürüyoruz.
We are walking together.
Biz bugün beraber yüzüyoruz.
We are swimming together today.
Beraber sohbet ediyoruz.
We are chatting together.
Hafta sonu müsait misin, festivale beraber gidelim mi?
Are you available on the weekend, shall we go to the festival together?
Şarkıyı dinleyelim, sonra hep beraber alkışlayalım mı?
Let's listen to the song, shall we all applaud together afterwards?
Öğrenciler beraber çalışıyorlarsa sessizce konuşuyorlar.
If the students are studying together, they are talking quietly.
Akrabalarımızla beraber büyük evde saklambaç oynardık.
We used to play hide-and-seek in the big house together with our relatives.
Adam eşi ile beraber çalışıyorken boşanıyormuş.
I heard the man is getting divorced while working together with his wife.
Yılbaşında beraber yemek yapıyoruz.
At New Year, we cook together.
Yeni yazılım büyük bir kolaylık sağlamakla beraber özgürlüğümüzü kısıtlıyor.
Along with providing a great convenience, the new software restricts our freedom.
Sosyal medya bizi gerçeklikten uzaklaştırmakla beraber mahremiyetimize de zarar veriyor.
Along with distancing us from reality, social media also harms our privacy.
Güvenlik kameraları bizi korumakla beraber rahatsız da ediyor.
Along with protecting us, security cameras also disturb us.
Teknoloji bağımlılık yaratmakla beraber mahremiyete zarar verir.
Along with creating addiction, technology harms privacy.
Teknoloji, hayatı kolaylaştırmakla beraber bağımlılığa neden olur.
Technology causes addiction, along with making life easier.
Sosyal medya, faydalı olmakla beraber zaman kaybettirir.
Social media wastes time, along with being useful.
Esas hayalimiz büyük bir kütüphane oluşturmaktır, beraber kuralım mı?
Our main dream is to create a large library, shall we build it together?
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.