| Question | Answer |
|---|---|
| living room | salon |
| He is sleeping in his living room. | Salonunda uyuyor. |
| The child is playing in his living room. | Çocuk salonunda oynuyor. |
| balcony | balkon |
| The woman is reading a book on her balcony. | Kadın balkonunda kitap okuyor. |
| The man is looking from his balcony. | Adam balkonundan bakıyor. |
| country | ülke |
| She is very happy in her country. | Ülkesinde çok mutlu. |
| The passenger is returning to his country. | Yolcu ülkesine dönüyor. |
| hand | el |
| There is an apple in his hand. | Elinde bir elma var. |
| The glass is falling from her hand. | Bardak elinden düşüyor. |
| head | baş |
| There is a hat on his head. | Başında bir şapka var. |
| The doctor is looking at his head. | Doktor onun başına bakıyor. |
| eye | göz |
| There is a problem in his eye. | Gözünde bir problem var. |
| The doctor is looking into his eye. | Doktor onun gözüne bakıyor. |
| story | hikâye |
| There is a beautiful girl in his story. | Hikâyesinde güzel bir kız var. |
| We believe in his story. | Onun hikâyesine inanıyoruz. |
| side | yan |
| Who is sitting next to him? | Onun yanında kim oturuyor? |
| I am going next to him. | Onun yanına gidiyorum. |
| inside | iç |
| What is inside it? | Onun içinde ne var? |
| The cat is going into it. | Kedi onun içine giriyor. |
| back | arka |
| The dog is running behind him. | Köpek onun arkasında koşuyor. |
| The car is coming from behind him. | Araba onun arkasından geliyor. |
| truth / reality | gerçek |
| This is a true story. | Bu gerçek bir hikâye. |
| This is not real, it is a film. | Bu gerçek değil, film. |
| ear | kulak |
| My ears are cold. | Kulaklarım soğuk. |
| The baby's ears are very small. | Bebeğin kulakları çok küçük. |
| leg | bacak |
| My legs are very tired. | Bacaklarım çok yorgun. |
| There is a problem in the dog's leg. | Köpeğin bacağında bir problem var. |
| lip | dudak |
| Your lips are very beautiful. | Dudakların çok güzel. |
| There is milk on the child's lip. | Çocuğun dudağında süt var. |
| chin, jaw | çene |
| There is cake on the baby's chin. | Bebeğin çenesinde pasta var. |
| His chin is big, my chin is small. | Onun çenesi büyük, benim çenem küçük. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io