| Question | Answer |
|---|---|
| burnout | tükenmişlik |
| I have been doing nothing but feeling burnout since morning. | Sabahtan beri tükenmişlik hissetmekten başka hiçbir şey yapmıyorum. |
| to overwhelm, to stifle | bunaltmak |
| Burnout is really overwhelming me. | Tükenmişlik beni gerçekten çok bunaltıyor. |
| This project served no purpose other than overwhelming me. | Bu proje beni bunaltmaktan başka bir işe yaramadı. |
| Fortunately, old novels don't overwhelm me. | İyi ki eski romanlar beni bunaltmıyor. |
| unproductive | verimsiz |
| What did you do all day other than work unproductively? | Bütün gün verimsiz çalışmaktan başka ne yaptın? |
| pessimism | karamsarlık |
| I feel great pessimism because I am unproductive. | Verimsiz olduğum için büyük bir karamsarlık hissediyorum. |
| The writer did nothing but look at the wall. | Yazar duvara bakmaktan başka hiçbir şey yapmadı. |
| boredom, distress, trouble | sıkıntı |
| Pessimism and boredom ruined the project. | Karamsarlık ve sıkıntı projeyi mahvetti. |
| I had no choice but to explode from boredom. | Sıkıntıdan patlamaktan başka hiçbir çarem yoktu. |
| Please don't create any more trouble for me! | Lütfen bana daha fazla sıkıntı yaratma! |
| to writhe, to struggle | kıvranmak |
| We did nothing but struggle until morning. | Sabaha kadar kıvranmaktan başka hiçbir şey yapmadık. |
| I have been struggling to find inspiration since yesterday. | Dünden beri ilham bulmak için kıvranıyorum. |
| all over again, from scratch | sil baştan |
| I have no option left but to rewrite the article from scratch. | Makaleyi sil baştan yazmaktan başka seçeneğim kalmadı. |
| vicious circle | kısır döngü |
| Starting the project from scratch is a complete vicious cycle. | Projeye sil baştan başlamak tam bir kısır döngü. |
| What are we doing other than complaining about this vicious cycle? | Bu kısır döngüden şikâyet etmekten başka ne yapıyoruz? |
| creativity | yaratıcılık |
| The vicious cycle finally killed my creativity. | Kısır döngü sonunda yaratıcılığımı öldürdü. |
| I have no fear other than losing my creativity. | Yaratıcılığımı kaybetmekten başka hiçbir korkum yok. |
| Unproductive days decrease my creativity a lot. | Verimsiz günler yaratıcılığımı çok azaltıyor. |
| to scribble | çiziktirmek |
| I did nothing but scribble empty words on the paper. | Kâğıda boş kelimeler çiziktirmekten başka hiçbir şey yapmadım. |
| Don't just scribble a few ideas, please really write! | Sadece birkaç fikir çiziktirme, lütfen gerçekten yaz! |
| only, solely (written register) | yalnızca |
| This job gets done with only one person. | Bu iş yalnızca bir kişiyle biter. |
| I am only curious about the result. | Yalnızca sonucu merak ediyorum. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io
