Learn Turkish
bir

Translation & pronunciation

a / an
bir
determiner

Learn Turkish grammar, vocabulary and pronunciation in our Turkish lessons.

Learn Turkish now

Usages

a beautiful woman
güzel bir kadın
phrase
My little cousin is a very erratic child.
Küçük kuzenim çok dengesiz bir çocuk.
sentence
The salary of an average citizen is very low, including (that of) the doctors.
Ortalama bir vatandaşın maaşı çok düşük, doktorlar dahil.
sentence
None of the characters took an important part in this work of art.
Hiçbir karakter bu eserde önemli bir rol almamış.
sentence
Your mother does not have a problem with your father. APPARENTLY
Annenin babanla bir problemi yokmuş.
sentence
I want coffee without sugar.
(Ben) şekersiz kahve istiyorum.
sentence
A river flows from behind of that village.
Şu köyün arkasından bir nehir akar.
sentence
a very long road
çok uzun bir yol
phrase
some; a little, a few, a bit
biraz
adjective; adverb
not a single ...
hiçbir
adjective
You are a child.
(Sen) (bir) çocuksun.
sentence
There is a cat in the tree.
Ağaçta (bir) kedi var.
sentence
a number of ...
birtakım
determiner
Please drink a cup of tea.
Lütfen bir fincan çay içiniz.
sentence
It is a dog.
(O) (bir) köpek.
sentence
Eagles are a predatory species of animals.
Kartallar yırtıcı bir hayvan türüdür.
sentence
a part; some, certain
bir kısım
determiner
I am a person.
(Ben) (bir) kişiyim.
sentence
May I get a cup of coffee please?
(Ben) bir fincan kahve alabilir miyim lütfen?
sentence
I am staying in a hotel.
(Bir) otelde kalıyorum.
sentence
something important
önemli bir şey
phrase
a cup of tea
bir fincan çay
phrase
That is a cat.
Şu (bir) kedi.
sentence
In the biology classroom we have a skeleton.
Biyoloji sınıfında bir iskeletimiz var.
sentence
There is an insect on topÜZ of your headK.
(Senin) kafanın üzerinde bir böcek var.
sentence
In the end this is a matter of taste.
Sonunda bu bir zevk meselesi.
sentence
According to her, Kamil is a handsome man.
Ona göre, Kamil yakışıklı bir adam.
sentence
Is there a cat in the tree?
Ağaçta (bir) kedi var mı?
sentence
I want to try something new.
(Ben) yeni bir şey denemek istiyorum.
sentence
If you were (apparently) looking to another girl, of course your girlfriend will break up with you.
Başka bir kıza bakıyormuşsan tabii sevgilin senden ayrılır.
sentence
I can't discuss a subject like this with you.
Böyle bir konuyu seninle konuşamam.
sentence
He has an expensive watch.
(Onun) pahalı (bir) saati var.
sentence
something
bir şey
noun
What a pleasant evening.
Ne hoş bir akşam.
sentence
Kamil is a retarded and broke man.
Kamil beyinsiz ve çulsuz bir adam.
sentence
The witch has a black cat.
Cadının siyah (bir) kedisi var.
sentence
If you didn't swear at the judge, maybe he wouldn't give you a punishment this heavy.
Hakime küfür etmeseydin belki sana bu kadar ağır bir ceza vermezdi.
sentence
I am putting on a skirt.
(Bir) etek giyiyorum.
sentence
Cabbage soup is a disgusting thing.
Lahana çorbası iğrenç bir şey.
sentence
Go and buy a suit for your (paternal) uncle.
Git ve amcana bir takım elbise satın al.
sentence
I watched a documentary last night about thingies.
Dün akşam şeyler hakkında bir belgesel izledim.
sentence
Can you do me a favor?
Bana bir iyilik yapabilir misin?
sentence
That is a good idea.
O iyi (bir) fikir.
sentence
I am an American
Ben (bir) Amerikalıyım.
sentence
If Kamil is a stupid man
Kamil aptal bir adamsa
sentence
There is a market over there.
Orada (bir) pazar var.
sentence
some, a certain amount of
bir miktar
determiner
[Lit.] (Apparently) In that place of you, a pimple has come out.
Oranızda bir sivilce çıkmış.
sentence
We went to a mother-daughter picnic.
Analı kızlı bir pikniğe gittik.
sentence
Erik has a mental disorder.APPARENTLY
Erik'in bir zihinsel bozukluğu varmış.
sentence
There is an insect in your water.
(Sizin) suyunuzda (bir) böcek var.
sentence
There was a cat above the bed.
Yatağın üzerinde bir kedi vardı.
sentence
Kayseri is a city in the middle of Turkey.
Kayseri Türkiye'nin ortasında bir şehir.
sentence
There is no cat.
(Bir) kedi yok.
sentence
a small child
küçük bir çocuk
phrase
several, a few, some
birkaç
adjective
I told the following to the cook: "Zucchini is not a food."
Aşçıya şunu söyledim: "Kabak bir yemek değil."
sentence
lots of, a great number of [Lit.] a herd of
bir sürü
adjective
Read a book.
(Bir) kitap oku.
sentence
a while, for a while
bir süre
adverb
I can't rest because of an unending (piece of) homework.
Bitmeyen bir ödev yüzünden dinlenemiyorum.
sentence
I am working in an office.
(Bir) ofiste çalışıyorum.
sentence
According to Kamil, ISIS is a good organization.
Kamil'e göre IŞİD iyi bir organizasyon.
sentence
There is a cat in my handbag.
(Benim) el çantamda (bir) kedi var.
sentence
The judge asked Kamil in particular: "Do you have a last wish?"
Hakim özellikle Kamil'e sordu: "Son bir isteğin var mı?"
sentence
one more time, again
bir daha
phrase
any
herhangi bir
determiner
Am I a child?
(Ben) (bir) çocuk muyum?
sentence
She has a beautiful bagÇ.
(Onun) güzel (bir) çantası var.
sentence
many, a lot of
birçok
adjective
Read a book.
(Bir) kitap okuyunuz.
sentence
a group
bir grup
phrase

Learn Turkish grammar, vocabulary and pronunciation in our Turkish lessons.

Start learning Turkish now