insan

Usages of insan

Sokakta çok insan var.
There are many people on the street.
Parkta yaşlı insanlar var.
There are old people in the park.
Savaştan beri bu köyde yeni insanlar var.
There have been new people in this village since the war.
Krizden beri insanlar daha fakir.
People have been poorer since the crisis.
Annem melek gibi iyi bir insan.
My mother is a good person like an angel.
Fakir insanlara yardım etmeye kim gönüllü?
Who is willing to help the poor people?
Bilim insanları her şeyi bilir mi?
Do scientists know everything?
Eski zamanlarda insanlar klima ile ısınmıyordu.
In the old days, people used not to get warm with an air conditioner.
İnsanlar çamaşırları makine ile yıkamıyordu çünkü elektrik yoktu.
People used not to wash laundry with a machine because there was no electricity.
Hükümeti desteklemeyen insanlar sonuç bekliyor.
The people who do not support the government are waiting for a result.
Yaşlılık gelince insanlar çok yoruluyor.
When old age comes, people get very tired.
O doktor insanlara sürekli iyilik yapıyor.
That doctor is constantly doing favors for people.
İnsanlar ırkçılıktan nefret ediyor ve eşitlik istiyor.
People hate racism and want equality.
Seçici insanlar ekşi sütü içmezdi.
Picky people wouldn't drink the sour milk.
Bu kötü haber yoksul insanları çok korkuturdu.
This bad news would frighten the poor people a lot.
Yoksul insanlar hediyelerle şaşırtılırdı.
The poor people would be surprised with gifts.
Görüşeceğiniz fotoğrafçı çok iyi bir insan.
The photographer you will meet with is a very good person.
Bilinçli insanlar, lüzumsuz tüketim yapmak yerine az eşyayla yetinirler.
Conscious people, instead of engaging in unnecessary consumption, settle for few belongings.
Bilinçli bir insan, yeni kitap almak yerine arkadaşlarıyla kitap takas eder.
A conscious person, instead of buying a new book, swaps books with his friends.
O, köpeği dövecek kadar kötü bir insan.
He is a bad enough person to beat a dog.
Herhangi bir anonim trol insanlara hakaret edip duruyor.
Some anonymous troll keeps on insulting people.
Çıkarcı ve vicdansız insanlardan nefret ediyorum.
I hate opportunist and ruthless people.
İnsan kaynakları departmanı bugünden itibaren yeni politikayı uygulamıyor.
The human resources department is not applying the new policy starting from today.
Nereye gitsem, insanlar ana dilini korumak için gayret ediyor.
No matter where I go, people make an effort to protect their mother tongue.
O şüpheci bir insan, demek ki bu çelişki onu rahatsız ediyor.
He is a skeptical person, so it means this contradiction disturbs him.
İyi ki yanıldım, o çok iyi bir insan.
Fortunately I was mistaken, he is a very good person.
Eczacı çok dikkatli bir insan.
The pharmacist is a very careful person.
Hasta insanlardan uzak duruyoruz.
We stay away from sick people.
Beyin, insan için çok önemli.
The brain is very important for a person.
Ankette bazı insanlar cevap vermedi.
In the survey, some people did not give an answer.
Eski efsanelerde tanrılar insanlar gibi davranıyor.
In old legends, gods behave like humans.
Bu şehirde iki milyon insan yaşıyor.
Two million people live in this city.
Bu ülkede bir milyar insan yaşıyor.
A billion people live in this country.
Birtakım insanlar bu tekinsiz ormanda gizli bir komplo kuruyormuş.
Supposedly, a number of people are hatching a secret conspiracy in this uncanny forest.
Samimiyetsiz insanlarla muhatap olmak istemiyorum, bu yüzden onları görmezlikten geliyorum.
I do not want to deal with insincere people, so I pretend not to see them.
Şehirde egzoz gazı solumak, insanların erken ölmesine yol açar.
Inhaling exhaust gas in the city causes people to die early.
Gelecek yıla kadar, bu kirlilik birçok insanda astımı tetiklemiş olacak.
By next year, this pollution will have triggered asthma in many people.
En derin kırışıklıklar insan çok gülerse oluşur.
The deepest wrinkles form if a person laughs a lot.
İnsan yaşlanmayı kabullenirse, daha huzurlu olur.
If a person accepts aging, they will be more peaceful.
İnsan yaşlanırsa eklemleri güçsüzleşir.
If a person grows old, their joints become weak.
Kısacası, buradaki insanlar misafirperver ve bambaşka.
In short, the people here are hospitable and completely different.
Bu masalsı şehirde insanlar nasıl bu kadar misafirperver oluyor?
How are people so hospitable in this fairy-tale-like city?
Bu koşturmacada sülaledeki insanlar çıkıp nerelere gidiyor?
Where all are the people in the extended family going out to in this rush?
Kendi arabanı modifiye etmek insana büyük bir gurur verir.
Modifying your own car gives one great pride.
İnsan yalnız olduğu zaman neden hep karanlığa meyleder?
Why does a person always incline towards darkness when alone?
Meğerse insanlar bu ritüellere inanagelmişler.
Turns out, people have been believing in these rituals.
Birtakım insanların kripto piyasasında manipülasyon yapacağı ihtimali çok yüksek.
The possibility that a number of people will manipulate the crypto market is very high.
İnsan hakları evrenseldir.
Human rights are universal.
Karbonhidrata oranla protein insanı daha uzun süre tok tutar.
Compared to carbohydrates, protein keeps a person full for a longer time.
Farklı insanları asla küçümseme.
Never belittle different people.
Bu şehre gelmeyeli hem mahalle betonlaştı hem de aşina insanlar azaldı.
Since I last returned to this city, both the neighborhood became covered in concrete and familiar people decreased.
Bu loş odada insan zaten mayışıyor.
In this dim room, one gets drowsy anyway.
Bu teori büyük bir kandırmaca, bilim insanları bunu desteklemiş olamaz.
This theory is a big hoax, scientists cannot have supported this.
Hiçbir akılcı insan bu eski hurafeye inanmış olamaz.
No rational person can have believed this old superstition.
Kendi kendine konuşan insan deli midir?
Is a person who talks to himself crazy?
Ben hiç ikiyüzlü bir insan olur muyum?
Would I ever be a hypocritical person?
Bütün mesaimiz asabi insanlardan azar işitmekten ibaret.
Our entire shift consists of getting scolded by irritable people.
Stadyumda büyük bir izdiham çıktı ve insanlar kilometrelerce uzağa kaçtı.
A huge stampede broke out at the stadium, and people ran kilometers away.
Candan insanların samimiyetini her yudumda hissedersiniz.
You feel the sincerity of cordial people in every sip.
Bu mekânda insanlar çok candan.
People are very cordial in this place.
Şirket insan işgücünü atıl kıldı, oysa biz buna hazır değildik.
The company rendered human workforce redundant, whereas we were not ready for this.
Akıllı bir algoritma, insan hatasını imkânsız kılacaktır.
A smart algorithm will likely render human error impossible.
Hiç bitmedi o ukala insanın sitemi.
That arrogant person's reproaches never ended at all.
Melankolik günlerinde geveze insanlardan kaçardı.
On his melancholic days, he would run away from talkative people.

Learn insan and more in Turkish

All course content and exercises are completely free — no paywalls, no trial periods, no signup needed.

  • Practice with interactive exercises
  • Track your progress with spaced repetition
  • Learn at your own pace — completely free