Verbs of becoming (-laş / -leş)

QuestionAnswer
to become simple / to become minimalist
sadeleşmek
to become easy / to become easier
kolaylaşmak
As long as our house gets simpler, our lives get easier.
Evimiz sadeleştiği sürece hayatımız kolaylaşıyor.
Let me donate all my belongings, our house is getting simpler.
Eşyalarımın hepsini bağışlayayım, evimiz sadeleşiyor.
to become crowded / to become cluttered
kalabalıklaşmak
Have most of the drawers apparently become crowded?
Çekmecelerin çoğu kalabalıklaşmış mı?
to become alienated
yabancılaşmak
The room got crowded and I became alienated from my belongings.
Oda kalabalıklaştı ve eşyalarıma yabancılaştım.
As long as belongings decrease, cleaning the house gets easier.
Eşyalar azaldığı sürece evi temizlemek kolaylaşıyor.
As long as we simplify, making decisions gets easier.
Sadeleştiğimiz sürece karar vermek kolaylaşıyor.
to become difficult
zorlaşmak
As long as unnecessary belongings increase, moving gets harder.
Lüzumsuz eşyalar arttığı sürece taşınmak zorlaşıyor.
to become ordinary
sıradanlaşmak
As long as consumption becomes ordinary, does being happy get harder, I wonder?
Tüketim sıradanlaştığı sürece mutlu olmak zorlaşıyor mu acaba?
to become clear
netleşmek
Let me think a bit, the topic is getting clearer.
Biraz düşüneyim, konu netleşiyor.
The empty spaces in the house became clear and my mind calmed down.
Evdeki boş yerler netleşti ve zihnim sakinleşti.
to distance oneself / to move away
uzaklaşmak
We are gradually distancing ourselves from buying new things.
Yeni şeyler satın almaktan giderek uzaklaşıyoruz.
to become beautiful
güzelleşmek
As long as you distance yourself from old belongings, life gets more beautiful.
Eski eşyalardan uzaklaştığın sürece hayat güzelleşiyor.
Our living room became simpler and it truly got more beautiful.
Salonumuz sadeleşti ve gerçekten güzelleşti.
In your opinion, has this old table gotten more beautiful?
Sence bu eski masa güzelleşmiş mi?
Shopping constantly has become ordinary now.
Sürekli alışveriş yapmak artık sıradanlaştı.
A few of my belongings became ordinary, so I donated them.
Eşyalarımın birkaçı sıradanlaştı, bu yüzden onları bağışladım.
to deepen / to become deep
derinleşmek
As long as I stay alone at home, the silence deepens.
Evde yalnız kaldığım sürece sessizlik derinleşiyor.
As long as the goal becomes clearer, our ideas deepen.
Amaç netleştiği sürece fikirlerimiz derinleşiyor.
Even I became alienated from this crowded room.
Ben bile bu kalabalık odaya yabancılaştım.
I became completely alienated from consumer culture.
Tüketim kültürüne tamamen yabancılaştım.
to turn into (-A)
dönüşmek
A small problem turned into a big fight.
Küçük bir sorun büyük bir kavgaya dönüştü.
The village is slowly turning into a city.
Köy yavaş yavaş şehre dönüşüyor.
to fill up
dolmak
The hall filled up in a few minutes.
Salon birkaç dakikada doldu.
Turn off the tap when the glass fills up.
Bardak dolunca musluğu kapat.

Contributors