| Question | Answer |
|---|---|
| fortune / fortune-telling | fal |
| What will apparently appear in the fortune? | Falda ne çıkacakmış? |
| fate / destiny | kader |
| He will apparently see his fate in this fortune. | Bu falda kaderini görecekmiş. |
| Apparently the old woman will read our fortunes tomorrow. | Yaşlı kadın yarın bize fal bakacakmış. |
| Apparently no one will escape from fate. | Kimse kaderden kaçmayacakmış. |
| black / dark (often figurative) | kara |
| disaster / catastrophe | felaket |
| They say black clouds will come and disaster will be our fate. | Kara bulutlar gelecekmiş ve felaket bizim kaderimiz olacakmış. |
| prophecy | kehanet |
| If the prophecy is true, a great disaster will apparently begin. | Kehanet doğruysa, büyük bir felaket başlayacakmış. |
| Apparently everyone will see this disaster. | Herkes bu felaketi görecekmiş. |
| According to an old novel, this dark prophecy will apparently come true. | Eski bir romana göre, bu kara kehanet gerçekleşecekmiş. |
| sorcerer / wizard | büyücü |
| They say the crazy sorcerer will write a dangerous prophecy. | Deli büyücü tehlikeli bir kehanet yazacakmış. |
| curse | lanet |
| Apparently, the sorcerer will bring a curse to the village. | Büyücü köye bir lanet getirecekmiş. |
| According to the legend, the hero will apparently break this curse. | Efsaneye göre, kahraman bu laneti kıracakmış. |
| unlucky / ominous | uğursuz |
| If this house is unlucky, the curse will apparently stay here forever. | Bu ev uğursuzsa, lanet hep burada kalacakmış. |
| Apparently the unlucky man will not speak again. | Uğursuz adam bir daha konuşmayacakmış. |
| They say the black cat will bring an unlucky day. | Kara kedi uğursuz bir gün getirecekmiş. |
| Apparently the sky will be very dark. | Gök çok karanlık olacakmış. |
| jinn / demon | cin |
| They say the sorcerer will meet with jinns in the forest. | Büyücü, ormanda cinlerle buluşacakmış. |
| Apparently witches and jinns will hide in that dark cave. | Cadılar ve cinler o karanlık mağarada saklanacakmış. |
| amulet / charm | muska |
| If there is no amulet in the house, jinns will apparently enter the room. | Evde muska yoksa, cinler odaya girecekmiş. |
| Apparently this amulet will protect us from jinns. | Bu muska bizi cinlerden koruyacakmış. |
| They say that old amulet will save the girl from the curse. | O eski muska kızı lanetten kurtaracakmış. |
| to claim | iddia etmek |
| The man claims that he paid the money. | Adam parayı ödediğini iddia ediyor. |
| The seller claims this phone will never break down. | Satıcı bu telefonun hiç bozulmayacağını iddia ediyor. |
| The fans claim the team will become champion. | Taraftarlar takımın şampiyon olacağını iddia ediyor. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io