Elon.io logoELON.IO

Reading Turkish - Mezmurlar

QuestionAnswer
'Let's tear off their bands!' they say.'Koparalım onların kayışlarını!' diyorlar.
'Let's tear off their bands!' they say. 'Let's throw off their bonds!''Koparalım onların kayışlarını!' diyorlar. 'Atalım üzerimizden bağlarını!'
'Let's tear off their bands!' they say. 'Let's throw off their bonds!''Koparalım onların kayışlarını!' diyorlar. 'Atalım üzerimizden bağlarını!'
(with/by) tremblingtitreyerek
a judgeyargıç
a psalm that David wroteDavut'un yazdığı mezmur
a psalm that David wrote when he fledDavut'un kaçtığı zaman yazdığı mezmur
a psalm that David wrote when he fled from his son AbsalomDavut'un oğlu Avşalom'dan kaçtığı zaman yazdığı mezmur
A psalm that David wrote when he fled from his son Absalom.Davut'un oğlu Avşalom'dan kaçtığı zaman yazdığı mezmur
a tree planted by the river banksakarsu kıyılarına dikilmiş ağaç
AbsalomAvşalom
advice /counselöğüt
after /behind (p)peşinde
against /opposite / before /towards +dativekarşı
against mebana karşı
against the kingkrala karşı
against the LordRaB'be karşı
against the Lord and the king he has anointedRaB'be ve meshettiği krala karşı
all (b)bütün
all (b) my enemiesbütün düşmanlarım
all his workher işi
andve
and he said:'I have set my King'Ve, 'Ben kralımı oturttum' diyor.
And he says:'I have set my King on my holy Mount Zion.Ve, 'Ben kralımı kutsal dağım Siyon'a oturttum.' diyor.
and he says:'I have set my King on my holy Mount Zion.'Ve, 'Ben kralımı kutsal dağım Siyon'a oturttum.' diyor.
and he thinks deeply upon it/he meditates upon it night and dayve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür
angeröfke
angrilyöfkeyle
announcement /notification/proclamation/reportbildiri
answer (y) meyanıtla beni
around meçevremde
as (of) /being /forolarak
as for /as to /ifise
as for the way of the wicked, it leads to deathkötülerin yolu ise ölüme götürür
as possessionmülk olarak
ask of me, let me give youdile benden, sana vereyim
ask of me, let me give you the ends of the earthdile benden, sana yeryüzünün dört bucağını vereyim
ask of me, let me give you the nations for inheritancedile benden sana miras olarak ulusları vereyim
ask of me, let me give you the nations for inheritance, the ends of the earth as your possessionDile benden, sana miras olarak ulusları, mülk olarak yeryüzünün dört bucağını vereyim.
Ask of me, let me give you the nations for inheritance, the ends of the earth as your possession.Dile benden, sana miras olarak ulusları, mülk olarak yeryüzünün dört bucağını vereyim.
bad /evil /wickedkötü
Be wise!Akıllı olun!
because /forçünkü
belt ( also for machines/cars) /strap /sling /bandkayış
between /in the midst of / amongarasında
blessing / abundancebereket
bond /link /tiebağ
Break the teeth of the wicked!Kır kötülerin dişlerini!
Break the teeth of the wicked!Kır kötülerin dişlerini!
but /however /yet /nevertheless /lediglichancak
But he takes his pleasure in the law of the Lord and meditates upon it night and day.Ancak zevkini RaBbin yasasından alır ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.
But he takes his pleasure in the law of the Lord and meditates upon it night and day.Ancak zevkini RaBbin yasasından alır ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.
But you oh (y) Lord are a shield.Ama Sen, ya RaB kalkansın.
But You oh (y) Lord, You are a shield around me.Ama Sen ya RaB, çevremde kalkansın.
But You oh (y) Lord, You are a shield around me. You are my honour, the One lifting up my head.Ama Sen ya RaB, çevremde kalkansın. Onurum, başımı yukarı kaldıran Sensin.
But you, oh (y) LordAma Sen, ya RaB
chaff tossed by the windrüzgârın savurduğu saman çöpü
chaos/confusion/uproar/turmoil/turbulece/anarchy /commotionkargaşa
chef /supervisorşef
chin /jawçene
club /cudgel /rodçomak
coast /shore /edge /bankkıyı
correct /rightdoğru
DavidDavut
David's psalmDavut'un mezmuru
daygün
day and night (as in the anatolian folksong 'Uzun ince bir yoldayım'gündüz gece
day timegündüz
deathölüm
deeplyderin derin
earkulak
earth /world /surface (y)yeryüzü
earthenware potçömlek
empty /futile/idle/unfoundedboş
enemydüşman
especially / particularly /above allhele
especially those rising up against mehele bana karşı ayaklananlar
everyher
every work that he doesyaptığı her işi
every work that he does succeedsyaptığı her işi başarır
fair /just /righteousadil
fatherbaba
fearkorku
for himself (dat.)kendine
for his anger quickly flames up in a momentçünkü öfkesi bir anda alevleniverir
for mebenim için
For the Lord watches over the way of the righteousÇünkü RaB doğruların yolunu gözetir.
For the Lord watches over the way of the righteous, as for the way of the wicked, it leads to death.Çünkü RAB doğruların yolunu gözetir, kötülerin yolu ise ölüme götürür.
For the Lord watches over the way of the righteous, as for the way of the wicked, it leads to death.Çünkü RAB doğruların yolunu gözetir, kötülerin yolu ise ölüme götürür.
for the music leadermüzik şefi için
fourdört
from His holy mountainkutsal dağından
from mebenden
from on top /over /off (one's back)üzerinden
from the law of the LordRaBbin yasasından
from thousands of enemiesbinlerce düşmandan
fruitmeyve
futile schemesboş düzenler
God (t)Tanrı
group / gathering /communitytopluluk
happymutlu
Have mercy on me!Lütfet bana!
Have mercy on me! Hear my prayer!Lütfet bana! Kulak ver duama!
He answers (y) me from His holy mountain.Yanıtlar beni kutsal dağından.
He answers (y) me.Yanıtlar beni.
he cannot be acquittedaklanamaz
he cannot findbulamaz
he doesn't sitoturmaz
He doesn't standdurmaz
He doesn't stand /stop in the way of the sinners.günahkârların yolunda durmaz
he doesn't walkyürümez
He doesn't walk, he doesn't stand, he doesn't sit.Yürümez, durmaz, oturmaz.
he giveso verir
He gives his fruit in its seasonO meyvesini mevsiminde verir.
He hears me.Duyar beni.
he is amused with/about themonlarla eğleniyor
he is laughinggülüyor
he leads togötürür
he said to mebana dedi
He said to me:'You are my son. Today I became a father to you.'Bana, 'Sen benim oğlumsun.' dedi. 'Bugün ben sana baba oldum.
He said to me:'You are my son.'Bana, 'Sen benim oğlumsun.' dedi.
he takes his pleasure inzevkini alır
he takes his pleasure in the law of the Lordzevkini RaBbin yasasından alır
he takes pleasure inzevk alır
he terrifies them in his wrath and saysgazabıyla dehşete düşürüyor ve diyor
he thinks deeplyderin derin düşünür
he warnsuyarıyor
headbaş
Hear my prayer!Kulak ver duama!
heart /soul (g)gönül
heritage /inheritancemiras
his angeröfkesi
his anger quickly flames upöfkesi alevleniverir
his faithful servantsadık kulu
His leaves (sg) never wither.Yaprağı hiç solmaz.
his son Absalomoğlu Avşalom
his workişi
holykutsal
honour /prideonur
horrordehşet
How happy are those who take refuge in Him!Ne mutlu O'na sığınanlara!
How happy are those who take refuge in Him!Ne mutlu O'na sığınanlara!
How happy are those who take refuge!Ne mutlu sığınanlara!
How happy is the man (i) who doesn't walk in the counsel of the wicked, who doesn't stand in the way of the sinners, who doesn't sit among the mockers.Ne mutlu o insana ki kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkârların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz.
How happy is the man (i) who doesn't walk in the counsel of the wicked, who doesn't stand in the way of the sinners, who doesn't sit among the mockers.Ne mutlu o insana ki kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkârların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz.
How happy is the man (i) who doesn't walk in the counsel of the wicked.Ne mutlu o insana ki kötülerin öğüdüyle yürümez.
How happy is the man(i) !Ne mutlu o insana
How happy is the man(i) who doesn't sit among the mockers!Ne mutlu o insana ki alaycıların arasında oturmaz.
How happy is the man(i) who doesn't stand in the way of the sinners !Ne mutlu o insana ki günahkârların yolunda durmaz
How happy is the man(i) who doesn't stand!Ne mutlu o insana ki durmaz
How happy is the man(i) who doesn't walk !Ne mutlu o insana ki yürümez
How happy!Ne mutlu
How long will you give your heart to vain things, run after lies?Ne zamana dek boş şeylere gönül vereceksin, yalan peşinde koşacaksınız?
How long will you give your heart to vain things?Ne zamana dek boş şeylere gönül vereceksiniz?
How long will you people turn my honour to shame?Ey insanlar, ne zamana dek onurumu utanca çevireceksiniz?
How long will you run after lies?Ne zamana dek yalan peşinde koşacaksınız?
how muchne kadar
how much has he increasedne kadar çoğaldı
I becameoldum
I became a father to you.ben sana baba oldum
I cry unto the Lord.RaB'be seslenirim.
I cry unto the Lord. He answers me from His holy mountain.RaB'be seslenirim. Yanıtlar beni kutsal dağından.
I cry unto the Lord. He answers me from His holy mountain.RaB'be seslenirim. Yanıtlar beni kutsal dağından.
I have no fear from thousands of enemies surrounding me.Korkum yok çevremi saran binlerce düşmandan.
I have no fear from thousands of enemies surrounding me.Korkum yok çevremi saran binlerce düşmandan
I have no fear.Korkum yok.
I have setBen oturttum
I have set my KingBen kralımı oturttum
I lie down (and) sleepYatar uyurum
I lie down (and) sleep. I wake up (and) get up.Yatar uyurum. Uyanır kalkarım.
I lie down (and) sleep. I wake up (and) get up. The Lord supports me.Yatar uyurum. Uyanır kalkarım. RaB destektir bana.
I lie down (and) sleep. I wake up (and) get up. The Lord supports me.Yatar uyurum. Uyanır kalkarım. RaB destektir bana.
I lie down /I go to sleepyatarım
I wake upuyanırım
I wake up (and) get up.Uyanır kalkarım.
I will announceilan edeceğim
I will announce the declaration of the LordRaB'bin bildirisini ilan edeceğim
I will announce the declaration of the Lord: He said to me:'You are my son. Today I became a father to you.'RaB'bin bildirisini ilan edeceğim : Bana, 'Sen benim oğlumsun' dedi, 'Bugün ben sana baba oldum.'
I will announce the declaration of the Lord: He said to me:'You are my son. Today I became a father to you.'RaB'bin bildirisini ilan edeceğim : Bana, 'Sen benim oğlumsun' dedi, 'Bugün ben sana baba oldum.'
if not /otherwiseyoksa
in one moment /on a sudden/in a flash /in a winkbir anda
in the heavensgöklerde
in the midst of the mockersalaycıların arasında
in the presence of God /in GodTanrı katında
in the way of the sinnersgünahkârların yolunda
irondemir
iron roddemir çomak
is/are notdeğil
it succeedsbaşarır
kingkral
Kiss the son!Oğulu öpün!
Kiss the son, so that he doesn't get angry !Oğulu öpün ki öfkelenmesin !
Kiss the son, so that he doesn't get angry ! Otherwise you get ruined on your way, for his anger quickly flames up in a moment.Oğulu öpün ki öfkelenmesin ! Yoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz, çünkü öfkesi bir anda alevleniverir.
Kiss the son, so that he doesn't get angry ! Otherwise you get ruined on your way.Oğulu öpün ki öfkelenmesin ! Yoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz.
kiss!öpün!
Know that the Lord has set His faithful servant aside for Himself.Bilin ki RaB sadık kulunu kendine ayırmıştır.
Know that the Lord has set His faithful servant aside for Himself. Whenever I call He hears me.Bilin ki RaB sadık kulunu kendine ayırmıştır. Ne zaman seslensem duyar beni.
know!bilin!
lawyasa
leader (ö)önder
leafyaprak
Learn a lesson!Ders alın!
lessonders
let me give yousana vereyim
let me give you the ends of the earth as possessionsana mülk olarak yeryüzünün dört bucağını vereyim
let us tear offkoparalım
let us tear off their (reinforced) bandskoparalım onların kayışlarını
let us tear off their bandskoparalım kayışlarını
let's throwatalım
Let's throw off their bonds!Atalım üzerimizden bağlarını!
lieyalan
long-necked string instrument /long-necked luthe /Bağlama /reedsaz
loyal /faithful /devotedsadık
man /human /human beinginsan
many /most of thembirçoğu
Many of them say for me :Birçoğu benim için: diyor.
Many of them say for me : 'There is no salvation for him in God.'Birçoğu benim için: 'Tanrı katında ona kurtuluş yok.' diyor.
Many of them say for me : 'There is no salvation for him in God.'Birçoğu benim için: 'Tanrı katında ona kurtuluş yok.' diyor.
May your blessing be upon your people!Halkının üzerinde olsun bereketin!
May your blessing be upon your people!Halkının üzerinde olsun bereketin!
mockersalaycılar
momentan
monarch /rulerhükümdar
mountaindağ
musicmüzik
music leadermüzik şefi
my enemiesdüşmanlarım
my headbaşım
my holy mountainkutsal dağım
my honouronurum
my prayerduam
my righteous Godadil Tanrım
my sonoğlum
nation / peopleulus
neverhiç
nightgece
night and day (more frequently used)gece gündüz
o (adressing s. o.)ey
O (e) God, rescue me!Ey Tanrı, kurtar beni!
O (e) my righteous God!Ey adil Tanrım!
o kingsey krallar
O kings, be wise!Ey krallar, akıllı olun!
O kings, be wise! O world leaders, learn a lesson!Ey krallar, akıllı olun! Ey dünya önderleri, ders alın!
O world leaders, learn a lesson!Ey dünya önderleri, ders alın!
off (our back) /from upon usüzerimizden
Oh (y) Lord arise!Ya RaB kalk!
Oh (y) Lord arise! O (e) God, rescue me!Ya RaB kalk! Ey Tanrı, kurtar beni!
Oh (y) Lord arise! O (e) God, rescue me!Ya RaB kalk! Ey Tanrı, kurtar beni!
oh Lord (y.)ya RaB
Oh Lord (y.), how much my enemies have increased!Ya RaB, düşmanlarım ne kadar çoğaldı!
Oh Lord (y.), how much my enemies have increased! Especially those rising up against me.Ya RaB, düşmanlarım ne kadar çoğaldı! Hele bana karşı ayaklananlar.
Oh Lord (y.), how much my enemies have increased! Especially those rising up against me.Ya RaB, düşmanlarım ne kadar çoğaldı! Hele bana karşı ayaklananlar.
on the the way that you follow /on your wayizlediğiniz yolda
on top of / onüzerinde
one straw / chaffsaman çöpü
onto my holy Mount Zionkutsal dağım Siyon'a
onto ZionSiyon'a
order /scheme /layout /arrangementdüzen
otherwise you get ruined on your wayyoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz
parish /district /cornerbucak
people /folk (h)halk
placeyer
planted /standingdikilmiş
planted by the river bankakarsu kıyısına dikilmiş
pleasurezevk
prayerdua
property /possessionmülk
Refresh /relieve (f) me!Ferahlat beni!
Rejoice with trembling!Titreyerek sevinin!
Rejoice!Sevinin!
Relieve (f) me when I fall into trouble!Ferahlat beni sıkıntıya düştüğümde.
Relieve (f) me when I fall into trouble! Have mercy on me! Hear my prayer!Ferahlat beni sıkıntıya düştüğümde! Lütfet bana! Kulak ver duama!
Rescue me!Kurtar beni!
river bankakarsu kıyısı
salvationkurtuluş
Salvation is in the Lord. (fact)Kurtuluş RaB'dedir.
Salvation is in the Lord. (fact)Kurtuluş RaB'dedir.
seasonmevsim
Serve the LordRaB'be hizmet edin!
Serve the Lord with fear!RaB'be korkuyla hizmet edin!
Serve the Lord with fear! Rejoice with trembling!RaB'be korkuyla hizmet edin! Titreyerek sevinin!
Serve the Lord with fear! Rejoice with trembling!RaB'be korkuyla hizmet edin! Titreyerek sevinin!
shameutanç
shield (k)kalkan
singünah
sinnergünahkâr
sitting (part pres act)oturan
sky /heavengök
slave /servant /vassalkul
smart /intelligent /clever /wiseakıllı
strawsaman
streamakarsu
Strike the jaw of all my enemies!Vur bütün düşmanlarımın çenesine!
Strike the jaw of all my enemies!Vur bütün düşmanlarımın çenesine!
such /like thisböyle
such /suchlikeböylesi
Such is like a tree planted by the riverside (such ressembles...)böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer
Such is like a tree planted by the riverside (such ressembles...), he gives his fruit in its season, his leaves never wither, every work that he does succeeds.Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer, meyvesini mevsiminde verir, yaprağı hiç solmaz. Yaptığı her işi başarır.
Such is like a tree planted by the riverside (such ressembles...), he gives his fruit in its season, his leaves never wither, every work that he does succeeds.Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzer, meyvesini mevsiminde verir, yaprağı hiç solmaz. Yaptığı her işi başarır.
supportdestek
surrounding / environment / perimeter/periphery / circumference /circleçevre
surrounding me (my environment) (part. pres.)çevremi saran
thato
that he doesyaptığı
that he doesn't get angry (let him not get angry)ki öfkelenmesin
that is amongarasındaki
that is tossed by the windrüzgârın savurduğu
that man (i)o insan
the bad ones/the evil oneskötüler
the community of the righteousdoğrular topluluğu
the counsel of the wickedkötülerin öğüdü
the declaration of the LordRaB'bin bildirisi
the four corners of the earth /the uttermost corners of the World / the ends of the earthyeryüzünün dört bucağı
the heavensgökler
the jaws of my enemiesdüşmanlarımın çenesi
the king he anointedmeshettiği kral
the kings of the earthdünyanın kralları
the kings of the earth form ranksdünyanın kralları saf bağlıyor
The kings of the earth form ranks, the rulers ally against the Lord and the king he has anointed.Dünyanın kralları saf bağlıyor, Hükümdarlar birleşiyor RAB'be ve meshettiği krala karşı.
the law of the LordRaBbin yasası
the Lord (last letter doubles if a case ending is attached!!!)RaB
The Lord has set his faithful servant aside for Himself. (fact)RaB sadık kulunu kendine ayırtmıştır
The Lord is a support to me. (fact) /The Lord suports me.RaB destektir bana.
the Lord sitting in the heavensgöklerde oturan RaB
the Lord sitting in the heavens is laughinggöklerde oturan RaB gülüyor
The Lord sitting in the heavens is laughing. He is amused about them.Göklerde oturan RaB gülüyor. Onlarla eğleniyor.
The Lord sitting in the heavens is laughing. He is amused about them.Göklerde oturan RaB gülüyor. Onlarla eğleniyor.
The Lord watches over the way of the righteousRaB doğruların yolunu gözetir.
the one lifting up my headbaşımı yukarı kaldıran
the righteousdoğrular
the rulers allyhükümdarlar birleşiyor
the rulers ally against the Lord and the king he has anointedhükümdarlar birleşiyor RaBbe ve meshettiği krala karşı
the sinners cannot find a placegünahkârlar yer bulamaz
The sinners cannot find a place in the community of the righteous.doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.
the way of the sinnersgünahkârların yolu
the way of the wicked leads to deathkötülerin yolu ölüme götürür
the wicked are not like thiskötüler böyle değil
The wicked are not like this, they are like (they ressemble) chaff tossed by the wind.kötüler böyle değil, rüzgârın savurduğu saman çöpüne benzerler.
theironların
their belts /bandskayışları
their tiesbağları
themonları
then /aftersonra
then he warns themsonra uyarıyor onları
then he warns them angrilysonra öfkeyle uyarıyor onları
Then He warns them angrily, He terrifies them in his wrath.Sonra öfkeyle uyarıyor onları, gazabıyla dehşete düşürüyor.
there is no salvation for himona kurtuluş yok
There is no salvation for him in God.Tanrı katında ona kurtuluş yok.
therefore /for this (reason) /because of this/that's why /accordinglybu yüzden
Therefore the sinners cannot be acquitted when they are judged, they cannot find a place in the community of the righteous.Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.
therefore when he is judged, he cannot be acquittedBu yüzden yargılanınca aklanamaz.
theyonlar
They are like (they ressemble) chaff tossed by the windrüzgârın savurduğu saman çöpüne benzerler
they ressemblebenzerler
they say (d)diyorlar
this turmoil among the nationsuluslar arasındaki bu kargaşa
those who rise up (against)ayaklananlar
those who take refugesığınanlar
thousandbin
thousandsbinlerce
thousands of enemiesbinlerce düşman
to announce /declare /publish /proclaimilan etmek
to anointmeshetmek
to answer (y.)yanıtlamak
to be acquittedaklanmak
to be destroyed /to shipwreck /to be ruinedmahvolmak
to be judged/triedyargılanmak
to beat/hit (once) (+Dat.!)vurmak
to breakkırmak
to call /cry /shout (s)seslenmek
to dash into pieces like earthenwareçömlek gibi parçalamak
to do /makeyapmak
to enjoy /delight /take pleasure inzevk almak
to establish /build/set up / organize /put togetherkurmak
to fade /withersolmak
to falldüşmek
to findbulmak
to find a place in the community of righteousdoğrular topluluğunda yer bulmak
to flare up /to blaze up (fire)alevlenmek
to flee /escape /get awaykaçmak
to get angryöfkelenmek
to givevermek
to give heart to /to lose one's heart togönül vermek
to guard / watch over / oversee /tendgözetmek
to have fun with /to be amused aboutile eğlenmek
to have mercylütfetmek
to hearduymak
to horrify s.o./to terrify someone /make someone's blood curdle /make someone's hair stand on edgesdehşete düşürmek
to hurl /swing /fling /throw out /chuck(s)savurmak
to increase /to multiply (fig.)çoğalmak
to join /unite /allybirleşmek
to judge /to try (in court)yargılamak
to kissöpmek
to know (something)bilmek
to laughgülmek
to lead to /to take away togötürmek
to lead to deathölüme götürmek
to lend one's ear /pay attention / harken /heed /listen carefullykulak vermek
to let fall / cause to falldüşürmek
to lie (down) /to go to bedyatmak
to lift /remove /hoistkaldırmak
to lift up /to raiseyukarı kaldırmak
to my prayerduama
to quickly flame upalevlenivermek
to refresh /relieve(f)ferahlatmak
to rejoice /be happy /be gladsevinmek
to ressemblebenzemek
to ressemble a tree planted at the river sideakarsu kıyılarına dikilmiş ağaca benzemek
to riot /to mutiny / to protest against /revolt /rebel /to rise up (against)ayaklanmak
to runkoşmak
to save /rescuekurtarmak
to say (d)demek
to seat /place /setoturtmak
to seperate /set apartayırmak
to servehizmet etmek
to set aside for oneself /to apropriate / to spare for oneselfkendine ayırmak
to set aside time for oneself /yo have time for oneselfkendine zaman ayırmak
to sit /live (stay)oturmak
to sleepuyumak
to snatch /rip off / tear /cut offkoparmak
to stand /stopdurmak
to succeedbaşarmak
to surround /encirclesarmak
to surround me (my environment)çevremi sarmak
to take lessons from /to learn a lessonders almak
to take refuge /to shelter /to harborsığınmak
to take refuge in HimO'na sığınmak
to tear into pieces / smash /shatter / dash into piecesparçalamak
to thinkdüşünmek
to throwatmak
to tie up/to band together /to form rankssaf bağlamak
to tremble (constantly)titremek
to turn to shameutanca çevirmek
to wake upuyanmak
to walkyürümek
to walk in(with) the counsel of the wickedkötülerin öğüdüyle yürümek
to warnuyarmak
to watch (i) /to follow /pursueizlemek
to wish /beg /desiredilemek
to writeyazmak
todaybugün
Today I became a father to you.Bugün ben sana baba oldum.
toothdiş
treeağaç
trouble/hardship /difficulty /boredomsıkıntı
until how longne zamana dek
up /upwardsyukarı
upon itonun üzerinde
upon your people (h)halkının üzerinde
vain thingsboş şeyler
wayyol
whatne
What is this /what is itBu ne(dir) ?
What is this turmoil among the nations?Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa?
What is this turmoil among the nations?Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa?
What is this turmoil?Nedir bu kargaşa?
when he fledkaçtığı zaman
when he fled from his son Absalomoğlu Avşalom'dan kaçtığı zaman
when he is triedyargılanınca
when I am in trouble (when I fall into trouble)sıkıntıya düştüğümde
When I call to youSana seslenince
When I call to you, answer me!Sana seslenince yanıtla beni!
Whenever I call (if I call)Ne zaman seslensem
Whenever I call (if I call), He hears me.Ne zaman seslensem duyar beni.
who /whichki
Whyneden
Why does he set up futile schemes?Neden boş düzenler kurar?
Why these peoples (h) set up unfounded (empty) arrangements?Neden boş düzenler kurar bu halklar?
Why these peoples (h) set up unfounded (empty) arrangements?Neden boş düzenler kurar bu halklar?
windrüzgâr
wire /fiber /chord /stringtel
wired /stringedtelli
wish from me /ask of medile benden
with /by/in his wrathgazabıyla
with fearkorkuyla
with stringed long-necked luthestelli sazlarla
with themonlarla
work /affair /business
world /earthdünya
world leadersdünya önderleri
wrath /rage /furygazap
you (pl) will turn my honour to shameOnurumu utanca çevireceksiniz
you (pl) will turn to shameutanca çevireceksiniz
you are a shieldkalkansın
You are my honour, the One lifting up my head.Onurum, başımı yukarı kaldıran Sensin.
You are my honour.Onurum Sensin.
you are my sonsen benim oğlumsun
You are the one lifting up my head.Başımı yukarı kaldıran Sensin.
you get ruinedmahvolursunuz
you get ruined on your wayizlediğiniz yolda mahvolursunuz
You peopleEy insanlar
you will break themkıracaksın onları
you will break them with an iron roddemir çomakla kıracaksın onları
You will break them with an iron rod. You will dash them into pieces like earthenware.Demir çomakla kıracaksın onları. Çömlek gibi parçalayacaksın.
You will dash them into pieces like earthenwareçömlek gibi parçalayacaksın
your blessingbereketin
ZionSiyon