To the limit (-asıya)

QuestionAnswer
We ate the delicious desserts to our heart's content.
Lezzetli tatlıları doyasıya yedik.
You had better eat to your heart's content at the all-you-can-eat buffet.
Açık büfede doyasıya yesen iyi olur.
to harm / to sacrifice
kıymak
to struggle / to fight (abstract, for a cause)
mücadele etmek
The opposing teams struggled fiercely.
Rakip takımlar kıyasıya mücadele ettiler.
They competed fiercely in the tournament.
Turnuvada kıyasıya yarıştılar.
to clash / to scramble for
kapışmak
They clashed fiercely with each other in the match.
Maçta birbirleriyle kıyasıya kapıştılar.
to kill
öldürmek
The enemy soldiers beat each other half to death.
Düşman askerleri birbirlerini öldüresiye dövdüler.
to batter / to rough up
hırpalamak
They battered the man half to death, but he didn't speak at all.
Adamı öldüresiye hırpaladılar ama o hiç konuşmadı.
He is madly jealous of his spouse.
Eşini çıldırasıya kıskanıyor.
ruthlessly
acımasızca
The workers beat their boss ruthlessly and half to death.
İşçiler patronlarını acımasızca ve öldüresiye dövdüler.
You had better give up speaking ruthlessly.
Acımasızca konuşmaktan vazgeçsen iyi olur.
to cause to bleed
kanatmak
She cut her nails until they bled.
Tırnaklarını kanatasıya kesti.
He bit his lips until they bled.
Dudaklarını kanatasıya ısırdı.
to embrace
kucaklamak
Years later, they embraced each other to their heart's content.
Yıllar sonra birbirlerini doyasıya kucakladılar.
As soon as they won the match, they embraced each other to their heart's content.
Maçı kazanır kazanmaz birbirlerini doyasıya kucakladılar.
passionately
tutkuyla
I love that woman to death and passionately.
O kadını ölesiye ve tutkuyla seviyorum.
The two teams clashed passionately, but nobody was defeated.
İki takım tutkuyla kapıştı ama kimse yenilmedi.
unlimited
sınırsız
They struggled fiercely for unlimited power.
Onlar sınırsız güç için kıyasıya mücadele ettiler.
The unlimited competition battered the opponent to the death.
Sınırsız rekabet rakibi öldüresiye hırpaladı.