| Question | Answer |
|---|---|
minimalist | minimalist |
simple (plain, unadorned) | sade |
As a minimalist, instead of buying a big house, I live in a simple house. | Minimalist biri olarak, büyük bir ev almak yerine sade bir evde yaşıyorum. |
conscious | bilinçli |
unnecessary | lüzumsuz |
consumption | tüketim |
to settle for | yetinmek |
Conscious people, instead of engaging in unnecessary consumption, settle for few belongings. | Bilinçli insanlar, lüzumsuz tüketim yapmak yerine az eşyayla yetinirler. |
to swap | takas etmek |
to donate | bağışlamak |
Instead of throwing our old clothes in the trash, we swap them or donate them. | Eski kıyafetlerimizi çöpe atmak yerine onları takas ederiz veya bağışlarız. |
material (financial, physical) | maddi |
spiritual | manevi |
Instead of accumulating material belongings, accumulating spiritual memories is a minimalist goal. | Maddi eşyalar biriktirmek yerine, manevi anılar biriktirmek minimalist bir hedeftir. |
Instead of keeping unnecessary belongings at home, I want to donate them to a foundation. | Lüzumsuz eşyaları evde tutmak yerine bir vakfa bağışlamak istiyorum. |
In a fast consumption society, living simply is sometimes very difficult. | Hızlı tüketim toplumunda, sade yaşamak bazen çok zordur. |
Instead of settling for only material things, he is searching for spiritual peace. | Sadece maddi şeylerle yetinmek yerine manevi huzuru arıyor. |
A conscious person, instead of buying a new book, swaps books with his friends. | Bilinçli bir insan, yeni kitap almak yerine arkadaşlarıyla kitap takas eder. |
While wandering the stores, she does not buy unnecessary things. | Mağazaları geziyorken lüzumsuz şeyler almaz. |
Instead of being sad over material belongings, we are satisfied with spiritual values. | Maddi eşyalar için üzülmek yerine manevi değerlerle yetiniriz. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io