Hesap verebilirlik, AAP ve geri bildirim kavramları

Hesap verebilirlik, MEAL çerçevesine yönetişim ve ilişki boyutunu ekler. Bir kurumun ya da programın yalnızca kendi faaliyetlerini anlatması değil, neyi neden yaptığını açıklayabilmesi, kendisinden etkilenen kişilere karşı sorumluluk taşıması, sorgulanabilir olması ve gerektiğinde yanıt üretip kendini düzeltebilmesi anlamına gelir. Bu yüzden hesap verebilirlik, raporlamayla karıştırılmamalıdır. Raporlama, daha çok kurumun kendi performansını yukarıya doğru anlatma biçimidir. Hesap verebilirlik ise bu anlatının, programdan etkilenen kişilerin deneyimi karşısında sınanmasını gerektirir. Başka bir deyişle, soru yalnızca “biz ne yaptık?” değildir; “programa dahil olanlar ne yaşadı, ne kadar bilgi sahibiydi, ne kadar söz söyleyebildi ve kurum onların deneyimi karşısında ne kadar yanıt verebildi?” sorusudur. Hesap verebilirlik bu nedenle yalnızca etik bir iyi niyet değil, program kalitesinin yapısal bir boyutudur. Eğer insanlar programın onlara nasıl geldiğini söyleyemiyorsa, kurum kendi kör noktalarını da görmekte zorlanır.

AAP yani Accountability to Affected Populations, bu büyük çerçevenin özellikle etkilenen topluluklarla ilişkide kurulan somut biçimlerinden biridir. Ancak AAP’yi anlamanın en iyi yolu, onu yalnızca bir mekanizma listesi gibi değil, bir ilişki biçimi olarak görmektir. Telefon hattı açmak, form hazırlamak, WhatsApp numarası paylaşmak ya da geri bildirim kutusu koymak tek başına AAP kurmak anlamına gelmez. Çünkü bir mekanizmanın varlığı ile işlemesi aynı şey değildir. İnsanların mekanizmayı bilmesi, ona erişebilmesi, kullanırken kendini güvende hissetmesi ve kullandığında bir sonuç alabilmesi gerekir. AAP’nin merkezinde geri bildirimin varlığı kadar, o geri bildirimin güvenli, erişilebilir ve yanıt üretir biçimde işlenmesi vardır. Bu nedenle AAP, bir iletişim aracı değil, kurumun ne kadar erişilebilir, ne kadar güvenli ve ne kadar yanıt verebilir olduğunu gösteren bir testtir. Sessizlik de burada dikkatle yorumlanmalıdır; geri bildirim gelmiyor olması, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmeyebilir. Bazen insanlar memnun olduğu için susar; bazen de mekanizmaya güvenmediği, korktuğu ya da sonuç alamayacağını düşündüğü için.