| Question | Answer |
|---|---|
marrow | ilik |
marrow bone | ilik kemiği |
to the bone | iliklerine kadar |
to be soaked to the bone / to be wet to the skin | iliklerine kadar ıslanmak |
to feel the cold to the bone | soğuğu iliklerine kadar hissetmek |
to be chilled to the bone | iliklerine kadar üşümüş |
when I succeeded | başardığımda |
when I managed to come | gelmeye başardığımda |
When I finally managed to come, chilled to the bone | Sonunda, iliklerime kadar üşümüş, gelmeye başardığımda ilikleriMe because it's the first person sg, lit. chilled to MY bones |
in (a state of ) need of | muhtaç bir hâlde |
bed | yatak |
in need of a warm bed | sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde |
When I finally managed to arrive, chilled to the bone, in need of a warm bed | Sonunda, iliklerime kadar üşümüş, sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde, gelmeyi başardığımda |
innkeeper | hancı |
your innkeeper | hancınız |
to grumble/ mutter | homurdanmak |
about the hour | saat hakkında |
Your innkeeper grumbled about the hour . | Hancınız saat hakkında homurdandı |
he kept grumbling | homurdandı durdu |
When I finally managed to arrive, chilled to the bone, in need of a warm bed, your innkeeper kept grumbling about the hour. | Sonunda, iliklerime kadar üşümüş, sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde, gelmeyi başardığımda, hancınız saat hakkında homurdandı durdu. |
shepherd | çoban |
pig | domuz |
a pig herder | bir domuz çobanı |
itinerant/ wandering/ nomadic / travelling | gezgin |
a wandering pig herder | gezgin bir domuz çobanı |
as if I were a wandering swineherder | sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım gibi |
The innkeeper grumbled about the hour as if I were a traveling swineherd. | Hancı, sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım gibi, saat hakkında homurdandı durdu. |
Village Council | Köy Kurulu |
your (pl) Village Council | Köy Kurulunuz |
At your festival | Festivalinizde |
art | sanat |
my art | sanatım |
to display | sergilemek |
to display my art | sanatımı sergilemem için |
to display my art at your festival | Festivalinizde sanatımı sergilemem için |
my legs | ayaklarım |
to go down on one's knees / to grovel before | ayaklarına kapanmak |
as if he hadn't fallen at my feet | sanki ayaklarıma kapanmamış gibi |
as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival. | sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi |
Your innkeeper grumbled about the time, as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival. | Hancınız, sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi, saat hakkında homurdandı durdu. |
Your innkeeper grumbled about the hour as if I were a wandering swineherd, as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival. | Hancınız, sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım, sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi, saat hakkında homurdandı durdu. |
When I finally managed to arrive, freezing to the bone and desperate for a warm bed, your innkeeper grumbled about the time as if I were a wandering swineherd, as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival. | Sonunda,iliklerime kadar üşümüş,sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde,gelmeyi başardığımda, hancınız,sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım,sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi,saat hakkında homurdandı durdu. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io