01

Chapter 4 - Âşık - q

QuestionAnswer
marrow
ilik
marrow bone
ilik kemiği
to the bone
iliklerine kadar
to be soaked to the bone / to be wet to the skin
iliklerine kadar ıslanmak
to feel the cold to the bone
soğuğu iliklerine kadar hissetmek
to be chilled to the bone
iliklerine kadar üşümüş
when I succeeded
başardığımda
when I managed to come
gelmeye başardığımda
When I finally managed to come, chilled to the bone
Sonunda, iliklerime kadar üşümüş, gelmeye başardığımda
ilikleriMe because it's the first person sg, lit. chilled to MY bones
in (a state of ) need of
muhtaç bir hâlde
bed
yatak
in need of a warm bed
sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde
When I finally managed to arrive, chilled to the bone, in need of a warm bed
Sonunda, iliklerime kadar üşümüş, sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde, gelmeyi başardığımda
innkeeper
hancı
your innkeeper
hancınız
to grumble/ mutter
homurdanmak
about the hour
saat hakkında
Your innkeeper grumbled about the hour .
Hancınız saat hakkında homurdandı
he kept grumbling
homurdandı durdu
When I finally managed to arrive, chilled to the bone, in need of a warm bed, your innkeeper kept grumbling about the hour.
Sonunda, iliklerime kadar üşümüş, sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde, gelmeyi başardığımda, hancınız saat hakkında homurdandı durdu.
shepherd
çoban
pig
domuz
a pig herder
bir domuz çobanı
itinerant/ wandering/ nomadic / travelling
gezgin
a wandering pig herder
gezgin bir domuz çobanı
as if I were a wandering swineherder
sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım gibi
The innkeeper grumbled about the hour as if I were a traveling swineherd.
Hancı, sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım gibi, saat hakkında homurdandı durdu.
Village Council
Köy Kurulu
your (pl) Village Council
Köy Kurulunuz
At your festival
Festivalinizde
art
sanat
my art
sanatım
to display
sergilemek
to display my art
sanatımı sergilemem için
to display my art at your festival
Festivalinizde sanatımı sergilemem için
my legs
ayaklarım
to go down on one's knees / to grovel before
ayaklarına kapanmak
as if he hadn't fallen at my feet
sanki ayaklarıma kapanmamış gibi
as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival.
sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi
Your innkeeper grumbled about the time, as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival.
Hancınız, sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi, saat hakkında homurdandı durdu.
Your innkeeper grumbled about the hour as if I were a wandering swineherd, as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival.
Hancınız, sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım, sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi, saat hakkında homurdandı durdu.
When I finally managed to arrive, freezing to the bone and desperate for a warm bed, your innkeeper grumbled about the time as if I were a wandering swineherd, as if your Village Council hadn't begged me to display my art at your festival.
Sonunda,iliklerime kadar üşümüş,sıcak bir yatağa muhtaç bir hâlde,gelmeyi başardığımda, hancınız,sanki ben gezgin bir domuz çobanıymışım,sanki Köy Kurulunuz Festivalinizde sanatımı sergilemem için ayaklarıma kapanmamış gibi,saat hakkında homurdandı durdu.