| even so /yet /still | yine de |
| as much as / until /up to | kadar |
| it was cold | soğuktu |
| it was so cold, that... | kadar soğuktu |
| breath | nefes |
| his breath | nefesi |
| to vaporize /evaporate | buharlaşmak |
| enough | yetecek kadar |
| it was cold enough for his breath to vaporize | nefesinin buharlaşmasına yetecek kadar soğuktu |
| face | yüz |
| his face | yüzü |
| in front of | önünde |
| in front of his face | yüzünün önünde |
| it was cold enough for his breath to vaporize in front of his face. | nefesinin yüzünün önünde buharlaşmasına yetecek kadar soğuktu |
| fifty | elli |
| Very nice. You have learned fifty words. | Çok güzel. Elli tane kelime öğrendin. |
| steel | çelik |
| plaque /plate /number plate | plaka |
| steel plate | çelik plaka |
| armour/breastplate /cuirasse | zırh |
| his steel plate armour | çelik plaka zırhı |
| cold (noun) | soğuk(luk) |
| the cold of his steel plate armor | çelik plaka zırhının soğukluğu |
| coat /jacket | ceket |
| into his jacket | ceketinin içine |
| to work / process / function /pierce | işlemek |
| for the cold of his steel plate armor to work into his jacket | çelik plaka zırhının soğukluğunun ceketinin içine işlemesine |
| Still it was cold enough for the cold of his steel plate armor to work into his jacket | Yine de, çelik plaka zırhının soğukluğunun ceketinin içine işlemesine yetecek kadar soğuktu. |
| Still it was cold enough for the cold of his steel plate armor to work into his jacket and enough for his breath to vaporize in front of his face. | Yine de, çelik plaka zırhının soğukluğunun ceketinin içine işlemesine ve nefesinin yüzünün önünde buharlaşmasına yetecek kadar soğuktu. |
| to carry away / to take away /to carry off /to sweep away | alıp götürmek |
| when the wind didn't carry it away | rüzgâr alıp götürmediği zaman |
| Still it was cold enough for the cold of his steel plate armor to work into his jacket and enough for his breath to vaporize in front of his face when the wind didn't carry it away. | Yine de, çelik plaka zırhının soğukluğunun ceketinin içine işlemesine ve rüzgâr alıp götürmediği zaman nefesinin yüzünün önünde buharlaşmasına yetecek kadar soğuktu. |
| sixty | altmış |
| Very nice. You have learned sixty words. | Çok güzel. Altmış tane kelime öğrendin. |