Usages of büyükelçi
Büyükelçi, tartışmak yerine müzakerelere başlamamıza izin verdi.
The ambassador allowed us to start negotiations instead of arguing.
Büyükelçi, diplomatın bizimle konuşmak yerine düşmanla uzlaşmasına izin verdi.
The ambassador allowed the diplomat to reach a consensus with the enemy instead of speaking with us.
Büyükelçi, heyetin beklemek yerine ateşkes imzalamasına izin verdi.
The ambassador allowed the delegation to sign a ceasefire instead of waiting.
Suikast planlamalarına rağmen büyükelçi hayatta kaldı.
Despite them planning an assassination, the ambassador survived.
Büyükelçilik, büyükelçinin ülkeden ayrıldığına dair söylentileri teyit etmedi.
The embassy did not confirm the rumors about the ambassador leaving the country.
Büyükelçi, antlaşmayı imzaladıklarına dair bir bildiri okudu.
The ambassador read a statement concerning the fact that they signed the treaty.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.