| Question | Answer |
|---|---|
| to be abandoned | terk edilmek |
| We found an abandoned hospital. | Terk edilmiş bir hastane bulduk. |
| ruin | harabe |
| to rust | paslanmak |
| The rusted doors of the ruin are locked. | Harabenin paslanmış kapıları kilitli. |
| to fade | solmak |
| to get dusty | tozlanmak |
| I saw faded pictures and dusty books inside. | İçeride solmuş resimler ve tozlanmış kitaplar gördüm. |
| to get moldy | küflenmek |
| to be worn out | yıpranmak |
| You must pay attention to the moldy walls and worn-out carpets. | Küflenmiş duvarlara ve yıpranmış halılara dikkat etmelisin. |
| to wear out / to abrade | aşınmak |
| to turn yellow | sararmak |
| We stepped on the worn-out stairs and yellowed papers. | Aşınmış merdivenlere ve sararmış kâğıtlara bastık. |
| remains / vestige | kalıntı |
| We walked in the forest until we saw the abandoned remains. | Terk edilmiş kalıntıları görene kadar ormanda yürüdük. |
| This destroyed building is just a ruin now. | Bu yıkılmış bina artık sadece bir harabe. |
| Have you never seen a rusted lock? | Hiç paslanmış kilit görmedin mi? |
| We have to clean the dusty shelves and yellowed curtains. | Tozlanmış rafları ve sararmış perdeleri temizlemek zorundayız. |
| As we advanced, we saw the moldy ceilings and faded paintings. | İlerledikçe küflenmiş tavanları ve solmuş tabloları gördük. |
| We are not entering the abandoned building because of the collapsed roof. | Çökmüş çatıdan dolayı terk edilmiş binaya girmiyoruz. |
| There is a rusted car in the garden of the ruin. | Harabenin bahçesinde paslanmış bir araba var. |
| The architect is inspecting the worn out and eroded ruins. | Mimar, yıpranmış ve aşınmış kalıntıları inceliyor. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io