| Question | Answer |
|---|---|
| reader (person or device) | okuyucu |
| I was a good reader in the past. | Eskiden iyi bir okuyucuydum. |
| instructive | öğretici |
| This documentary was very instructive. | Bu belgesel çok öğreticiydi. |
| Readers know that this book is instructive. | Okuyucular bu kitabın öğretici olduğunu biliyor. |
| viewer / spectator (e.g., TV, media) | izleyici |
| Viewers thought that the film was boring. | İzleyiciler filmin sıkıcı olduğunu sandı. |
| I know that the viewers are very happy. | Biliyorum ki izleyiciler çok mutlu. |
| swimmer | yüzücü |
| The successful swimmer won a gold medal. | Başarılı yüzücü altın madalya kazandı. |
| We saw that the swimmer was very fast. | Yüzücünün çok hızlı olduğunu gördük. |
| founder | kurucu |
| The founder of the company is an old man. | Şirketin kurucusu yaşlı bir adam. |
| I know that she is the founder of this foundation. | Onun bu vakfın kurucusu olduğunu biliyorum. |
| cleaner (product or substance) | temizleyici |
| Did you buy a new cleaner? | Yeni bir temizleyici aldın mı? |
| I noticed that the cleaner was empty. | Temizleyicinin boş olduğunu fark ettim. |
| warning (adjective) / stimulant | uyarıcı |
| Coffee is a strong stimulant. | Kahve güçlü bir uyarıcı. |
| I heard that this drug is a stimulant. | Bu ilacın uyarıcı olduğunu duydum. |
| contagious | bulaşıcı |
| We learned that the disease is contagious. | Hastalığın bulaşıcı olduğunu öğrendik. |
| This is a very contagious virus, isn't it? | Bu çok bulaşıcı bir virüs, değil mi? |
| deadly / fatal | öldürücü |
| This disease was deadly. | Bu hastalık öldürücüydü. |
| I understood that this wound is deadly. | Anladım ki bu yara öldürücü. |
| binding | bağlayıcı |
| This contract was binding. | Bu sözleşme bağlayıcıydı. |
| The boss stated that the rule is binding. | Patron kuralın bağlayıcı olduğunu belirtti. |
Your questions are stored by us to improve Elon.io