Bu noktada veri kavramı önem kazanır. Fakat veri, çoğu zaman olduğundan daha nötr ve daha masum düşünülür. Oysa veri, ancak doğru soru ile ilişkilendirildiğinde ve uygun biçimde kullanıldığında değer üretir. Toplanmış olmak tek başına değer değildir. Raporlanmış olmak da değildir. Veri ancak kararları iyileştirdiğinde, uygulamayı değiştirdiğinde ve programın daha iyi işlemesine katkı sunduğunda kurumsal değere dönüşür. Bu yüzden iyi veri sistemi, çok veri toplayan sistem değildir. Neden topladığını bilen, soruya uygun veri seçen, gereksiz olanı toplamayan ve sonunda o bilgiyi karara bağlayabilen sistemdir. Burada temel ayrım şudur: veri birikimi ile yön duygusu aynı şey değildir. Çok fazla veri, bazen çok az anlam da üretebilir.
Nicel ve nitel veri ayrımı da bu çerçevede önemlidir. Nicel veri ölçeği, hareketi, oranı ve örüntüyü görünür kılar. Kaç kişinin katıldığı, devam oranının nasıl değiştiği, hangi grupta düşüş olduğu gibi sorulara güçlü cevap verir. Fakat sayı çoğu zaman ne olduğunu söyler, neden olduğunu tam söylemez. Nitel veri burada devreye girer. Gözlemler, kısa görüşmeler, odak grup bulguları, açık uçlu geri bildirimler ve uygulayıcıların saha deneyimleri, nicel verinin açıklayamadığı boşlukları doldurur. Bir programda katılım düşmüş olabilir; bu nicel olarak görünür. Ama bu düşüşün nedeni içeriğin uygun olmaması, ulaşım güçlüğü, aile engeli, güven duygusunun zayıflığı ya da dışlanma hissi olabilir; bunu çoğu zaman nitel veri açığa çıkarır. Bu nedenle nicel ve nitel veri rakip değil, birbirini tamamlayan iki farklı mercektir.
Gösterge bu veri dünyasında sık kullanılan ama kolayca mutlaklaştırılan bir araçtır. Oysa gösterge, gerçeğin kendisi değil, onun daraltılmış bir temsilidir. Faydalıdır, çünkü karmaşık bir gerçekliğe bakmak için odak sağlar. Ama sınırları vardır. Yüksek devam oranı, herkes için uygunluk anlamına gelmeyebilir. Yüksek memnuniyet, gerçek öğrenme ya da davranış değişimi anlamına gelmeyebilir. Düşük şikâyet sayısı, güvenli bir ortamın kanıtı olmayabilir. Hedefe ulaşmak, programın temel soruna gerçekten temas ettiğini tek başına göstermez. Ayrıca veri çoğu zaman içeride kalanları gösterir; dışarıda kalanları değil. Konuşanları gösterir; susanları değil. Ulaşanları gösterir; hiç ulaşamayanları değil. Bu nedenle iyi bir veri sistemi yalnızca akışı değil, kör noktaları da hesaba katmak zorundadır.