| here(abouts) | burası |
| What kind of place is this? | Burası nasıl bir yer? |
| ... the Gleeman asked | ... diye sordu Âşık. |
| "What kind if place is this?" asked the Gleeman. | "Burası nasıl bir yer?" diye sordu Âşık. |
| somehow / for some reason | her nasılsa |
| ordinary | sıradan |
| an ordinary man | sıradan bir adam |
| than that of an ordinary man | sıradan bir adamkinden |
| sounding louder | daha yüksek gelen |
| a booming voice | gür bir ses |
| with a booming voice, louder than that of an ordinary man | sıradan adamkinden daha yüksek gelen, gür bir sesle |
| "What kind if place is this?" asked the Gleeman somehow with a booming voice, louder than that of an ordinary man. | "Burası nasıl bir yer?" diye sordu Âşık her nasılsa sıradan adamkinden daha yüksek gelen, gür bir sesle. |