| eyebrow | kaş |
| bush | çalı |
| bushy eyebrows | çalı gibi kaşlar |
| under the bushy eyebrows | çalı gibi kaşların altında |
| his blue eyes | mavi gözleri |
| his blue eyes beneath bushy eyebrows | çalı gibi kaşların altındaki mavi gözleri |
| to pierce / drill | delmek |
| intensely / piercingly / as if they would pierce | delercesine |
| everything | her şey |
| as if they would pierce through everything | her şeyi delercesine |
| everything they fell upon | üzerine düştüğü her şey |
| His eyes looked as if they would pierce through everything they fell upon. | Gözleri üzerine düştüğü her şeyi delercesine bakıyordu. |
| His deep blue eyes, beneath bushy eyebrows, looked as if they would pierce through everything they fell upon. | Çalı gibi kaşların altındaki mavi gözleri üzerine düştüğü her şeyi delercesine bakıyordu. |