| Ils ont dit qu'il ferait froid, mais au contraire, c'était une journée ensoleillée | Hava soğuk olacak dediler ama aksine güneşli bir gün oldu |
| Le sourire sur son visage était le signe d'une bonne nouvelle | Yüzündeki gülümseme, mutlu bir haberin alametiydi |
| Son silence ressemble à un présage | Onun bu sessizliği bir alamet gibi görünüyor |
| Même s'il voyait la vérité, il continuait à se tromper lui-même | Gözüyle gördüğü halde kendini aldatmaya devam ediyordu |
| Le vendeur a essayé de me tromper en donnant un mauvais prix | Satıcı, fiyatı yanlış söyleyerek beni aldatmaya çalıştı |
| À la fin, tout le monde a commencé à parler contre moi | Sonunda herkes benim aleyhimde konuşmaya başladı |
| Durant le procès, des discours défavorables ont été prononcés | Dava sırasında aleyhte konuşmalar yapıldı |