| bad | kötü |
| enough /sufficiently | yeterince |
| bad enough | yeterince kötü |
| they were bad enough | yeterince kötüydüler |
| by day light | gün ışığında |
| The Aiels were (also) bad enough by daylight. | Aieller gün ışığında da yeterince kötüydüler. |
| to face s.o. | ile yüzleşmek |
| at night time / by night | gece vakti |
| to face them at nighttime | Onlarla gece vakti yüzleşmek |
| money | para |
| the toss of a coin | para atışı |
| to make your life depend on the toss of a coin | hayatınızı bir para atışına bağlamak |
| nothing less than / the same | farksız |
| it was nothing less than depending your life on the toss of a coin. | hayatınızı bir para atışına bağlamaktan farksızdı |
| To face them at nighttime it was nothing less than depending your life on the toss of a coin. | Onlarla gece vakti yüzleşmek, hayatınızı bir para atışına bağlamaktan farksızdı. |