| in the sky | gökte |
| cloud | bulut |
| to create /forge / form | oluşturmak |
| She created a cloud in the sky. | Gökte bir bulut oluşturdu. |
| to approach | yaklaşmak |
| sign /signal | işaret |
| to make a sign | işaret etmek |
| She made a sign for it to approach. | Yaklaşması için işaret etti. |
| when it came / as for (+dat.) | gelince |
| Awesome. You succeeded to learn one hundred and sixty words. | Yıkılıyor. Yüz altmış tane kelime öğrenmeyi başardın. |
| hill | tepe |
| exactly /right /just /precisely | tam |
| When the cloud came exactly to the hills | Bulut tam tepelere gelince |
| to shout(b) | bağırmak |
| Rain! | Yağ yağmur! |
| Wgen the cloud came exactly to the hills she shouted: "Rain! | Bulut tam tepelere gelince bağırdı: 'Yağ yağmur!' |