| he didn't know | bilmiyordu |
| where | nerede |
| Where is the room? | Oda nerede? |
| He didn't know where the room was. | Odanın nerede olduğunu bilmiyordu |
| The man who called himself Bors didn't know where the room was. | Kendisine Bors diyen adam, odanın nerede olduğunu bilmiyordu. |
| He didn't suppose | sanmıyordu |
| the others didn't know | diğerleri bilmiyordu |
| this (accusative) | bunu |
| the others didn't know this | diğerleri bunu bilmiyordu |
| that the others knew this | diğerlerinin bunu bildiği |
| He didn't fancy that the others knew this | diğerlerinin bunu bildiğini sanmıyordu |
| He didn't fancy that the others knew this either. | Diğerlerinin de bunu bildiğini sanmıyordu. |
| The man who called himself Bors didn't know where the room was, and he didn't fancy the others knew it either. | Kendisine Bors diyen adam, odanın nerede olduğunu bilmiyordu, diğerlerinin de bunu bildiğini sanmıyordu. |