Learn Turkish
çok

Translation & pronunciation

very
çok
adverb

Learn Turkish grammar, vocabulary and pronunciation in our Turkish lessons.

Learn Turkish now

Usages

My little cousin is a very erratic child.
Küçük kuzenim çok dengesiz bir çocuk.
sentence
The salary of an average citizen is very low, including (that of) the doctors.
Ortalama bir vatandaşın maaşı çok düşük, doktorlar dahil.
sentence
a very long road
çok uzun bir yol
phrase
Kamil's head is very big.
Kamil'in kafası çok büyük.
sentence
Look at the sky, the stars are very beautiful.
Gökyüzüne bak, yıldızlar çok güzel.
sentence
Some dogs are very small.
Bazı köpekler çok küçük.
sentence
After drinking tonight I will be very drunk.
Bu akşam içtikten sonra çok sarhoş olacağım.
sentence
The girl who is sleeping is very beautiful.
Uyuyan kız çok güzel.
sentence
The work place's desks are very wide, the school's are pretty narrow.
İş yerinin masaları çok geniş, okulunkiler oldukça dar.
sentence
The weather is very cold in winter months.
Kış aylarında hava çok soğuk olur.
sentence
We rejoiced thanks to the news of my maternal uncle.
Dayımın haberleri sayesinde çok sevindik.
sentence
Those dogs are very big.
O köpekler çok büyük(ler).
sentence
Some children are very smart.
Bazı çocuklar çok akıllı.
sentence
This forest's stones and rocks are very hard.
Bu ormanın taşları ve kayaları çok sert.
sentence
Your weapons are very successful at protecting the region.
Silahlarınız bölgeyi korumakta çok başarılı.
sentence
Furkan's sister who is going to get married is very rich (apparently).
Furkan'ın evlenen ablası çok zenginmiş.
sentence
My feet are very tired.
Ayaklarım çok yorgun.
sentence
one very hot coffee
bir çok sıcak kahve
phrase
What a pity; What a shame.
Çok yazık.
phrase
The wedding in August will be very boring.
Ağustostaki düğün çok sıkıcı olacak.
sentence
Authors, when writing a novel, should pay attention to the story and to the characters.
Yazarlar roman yazarken, hikayeye ve karakterlere dikkat etmeli.
When speaking with patients, doctors are very careful.
Doktorlar hastalarla konuşurken çok dikkatli olurlar.
sentence
They are very selfish, they never share.
(Onlar) çok benciller, hiç paylaşmazlar.
sentence
You are not very old.
(Siz) çok yaşlı değilsiniz.
sentence
Your team is very bad this year.
Bu yıl sizin takımınız çok kötü.
sentence
My father's coat is very heavy.
Babamın paltosu çok ağır.
sentence
The institution Duygu is going to apply to, is very prestigious (so I've heard/apparently).
Duygu'nun başvuracağı kurum çok prestijliymiş.
sentence
These lemons are very sweet.
Bu limonlar çok tatlı.
sentence
There is a very good pumpkin dessert at home.
Evde çok güzel balkabağı tatlısı var.
sentence
[Apparently] Romeo and Juliet loved each other very much.
Romeo ve Jüliet birbirlerini çok sevmiş.
sentence
From there to here is very far.
Oradan buraya çok uzak.
sentence
If I come home too late my dad gets very angry.
Eve geç gelirsem babam çok kızıyor.
sentence
When you cry, your mother gets very sad.
Ağladığınızda anneniz çok üzülüyor.
sentence
If people work in very tiring jobs, they will be unhappy.
İnsanlar çok yorucu işlerde çalışırlarsa mutsuz olurlar.
sentence
He is very excited.
O çok heyecanlı.
sentence
I will be very happy if you graduate.
Mezun olsan çok mutlu olacağım.
sentence
I was very fat.
(Ben) çok şişmandım.
sentence
My mom used to knit very beautiful laces.
Annem çok güzel dantel örerdi.
sentence
most
çoğu
determiner
Bless you.[Lit.] Live long.Said after someone sneezes
Çok yaşa.
phrase
No, they are very cheap.
Hayır, (onlar) çok ucuz(lar).
sentence
Your dress is very lovely.
Elbiseniz çok hoş.
sentence
many, a lot of
birçok
adjective
Her mother is very worried.
Annesi çok endişeli.
sentence
Yarkın loves to eat peaches very much.
Yarkın şeftali yemeyi çok seviyor.
sentence

Learn Turkish grammar, vocabulary and pronunciation in our Turkish lessons.

Start learning Turkish now