WordkaygılanmakMeaningto worry / to be anxiousPart of speechverbPronunciationCourseTurkishLessonClauses of fear (-acak diye)Usages of kaygılanmakHaşereler üzümlere zarar verecek diye kaygılanıyor.He worries that pests will damage the grapes.Küf mahzene yayılacak diye kaygılanmıştık.We had worried that mold would spread to the cellar.